TEKNOLOJİ
57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması başladı 09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:04:24 Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması" başladı. TÜBİTAK tarafından bu yıl 57’ncisi düzenlenen Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın Samsun Bölge Sergisi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde başladı. 1969 yılından bu yana düzenlenen ve Türkiye genelinde 12 bölge merkezinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen yarışmaya bu yıl ülke genelinde 29 bin 739 proje başvurusu yapılarak tarihinin en yüksek başvuru sayısına ulaşıldı. Samsun Bölgesi’nde ise Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerinden 12 farklı alanda toplam 3 bin 142 proje başvurusu alınırken, 30 farklı üniversiteden 210 öğretim üyesinin yer aldığı değerlendirme süreci sonucunda 100 proje bölge sergisine davet edildi. Yarışmanın açılışı yapıldı Açılış konuşmalarını gerçekleştiren TÜBİTAK Proje Yarışmaları Samsun Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Yıldıray Topcu, "Bu yıl bölgemizde 12 farklı alanda toplam 3 bin 142 proje başvurusu yapılmıştır. Türkiye genelinde ise 29 bin 739 proje ile yarışma tarihinin en yüksek başvuru sayısına ulaşılmıştır. Bu tablo, ülkemizde bilim ve araştırmaya olan ilginin her geçen gün arttığını göstermekte ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz ile geleceğe dair umutlarımızın ne kadar güçlü temellere dayandığını ortaya koymaktadır. Hedefimiz, hem proje sayısını hem de proje niteliğini daha da ileri taşımaktır. Projelerin ön inceleme ve değerlendirme süreçlerinde 30 farklı üniversiteden 210 öğretim üyesi görev almıştır. Her proje, alanında uzman üç jüri üyesi tarafından titizlikle değerlendirilmiş ve bu süreç sonunda 12 alandan 100 proje bölge sergisine davet edilmiştir. Ondokuz Mayıs Üniversitemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu sergi sonunda finalist olarak seçilecek projeler, Mayıs ayında Ankara’da düzenlenecek Türkiye Finalinde bölgemizi temsil edecektir. TÜBİTAK’ın düzenlediği bu yarışmaların temel amacı; gençlerimizi düşünmeye, sorgulamaya, araştırmaya ve karşılaştıkları problemlere bilimsel çözümler üretmeye teşvik etmektir. Bu süreçte verilen ödüller bir amaç değil, gençlerimizi bilimsel çalışmalara yönlendiren birer motivasyon aracıdır. Asıl kazanım; öğrencilerimizin ve danışman öğretmenlerimizin bu süreçte edindikleri bilgi, deneyim ve becerilerdir" dedi. "Emeğin, sabrın ve bilimsel düşüncenin somut bir göstergesi" OMÜ Rektör Yardımcı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ise, "Alanında uzman akademisyenlerimizin titiz değerlendirmeleri sonucunda, 12 farklı alandan 100 projenin bölge finaline kalmaya hak kazanması, burada sergilenecek çalışmaların ne denli nitelikli ve emek yoğun olduğunu göstermektedir. Önümüzdeki üç gün boyunca öğrencilerimizin projelerini ziyaretçilere sunacak olması, bilimsel paylaşımın ve akademik etkileşimin en güzel örneklerinden birini oluşturacaktır. Değerli gençler, bugün burada sergilediğiniz her proje yalnızca bir yarışma çalışması değil; aynı zamanda merakın, emeğin, sabrın ve bilimsel düşüncenin somut bir göstergesidir. Sizler, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki geleceğini şekillendirecek araştırmacılar, mühendisler, bilim insanları ve girişimcilersiniz" diye konuştu. Akabinde TÜBİTAK 57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması’nın açılış kurdelesi kesilerek yarışmada yer alan projeler incelendi. Projenin açılışına Samsun Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar da katıldı.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 11:40 Menemen’de binlerce yürek, Kurtuluş Savaşı ruhunu hissetti Menemen Belediyesi’nce Cumhuriyetin 102. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında hizmete açılan Dijital Deneyim Merkezi, ilk üç ayında binlerce ziyaretçiyi ağırladı. Atatürk ve Kurtuluş Savaşı temasıyla yapılan gösterim, Menemenlilerden tam not aldı. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Milli değerlerimizi yarınlara taşımak bizim için onurdur" dedi. Menemen Belediyesi Dijital Deneyim Merkezi, özellikle çocuklar başta olmak üzere milli mücadele ruhunu öğrenmek ve yeniden yaşamak isteyenlerin adresi haline geldi. 270 derecelik gösterim alanıyla eşsiz bir görsel ve ses olarak şölen yaşatan merkezde, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk temalı gösterim yoğun ilgi görüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 102. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında Mermerli Mahallesi’nde hizmete giren merkez; Kasım, Aralık ve Ocak aylarında birçok gösterimini kapalı gişe olarak gerçekleştirdi. İlçe dışından da yoğun ilgi Menemen Belediyesi ve Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında Menemen Belediyesi’ne ait servis araçlarıyla öğrencilerin de ücretsiz olarak taşındığı Dijital Deneyim Merkezi, ilk üç ayında 6 bin 140 ziyaretçiyi ağırladı. Şimdiye dek toplam 29 okulun ziyaret ettiği merkez, ilçe dışından da yoğun ilgi görüyor. İzmir’in farklı noktalarından Menemen’e gelen ziyaretçiler, gösterim sırasında milli değerleri bir kez daha güçlü bir şekilde hissederken, Bergama’dan da Osman Nuri Ersezgin İlkokulu, 50 öğrencisiyle ziyaretçiler arasında yerini aldı. Menemen’de ziyaret alanları artıyor Menemen Belediyesi’nin ilçede yaptığı yatırımlar, ilçe halkına hitap ettiği kadar ilçe dışından da ziyaretçi çekiyor. Özellikle Türkiye’nin en büyük tematik çocuk oyun köyü olan Menemen Belediyesi Çocuk Oyun Köyü’ne gelen aileler, aynı gün içinde Dijital Deneyim Merkezi’ni de ziyaret ettikten sonra hem dinlenip kahve ve çay içmek hem de yemek yemek için Aynısefa Sosyal Tesisleri’ni tercih ediyor. "Evlatlarımıza milli değerleri aşılıyoruz" Dijital Deneyim Merkezi’nin kısa sürede yoğun bir ziyaretçi trafiği almasından memnuniyet duyduğunu ifade eden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Dijital Deneyim Merkezi’nin hem evlatlarımızın şanlı tarihimizi öğrenmesi hem de büyüklerin o günleri hissetmesi adına önemli bir köprü görevi gördüğüne dikkat çekti. Başkan Pehlivan, "Evlatlarımızın eğitimi, milli duyguların aşılanması, sosyal alanda fark oluşturan projelerin oluşturulması gibi konularda Menemen Belediyesi olarak bugüne kadar birçok çalışmaya imza attık ve hemşehrilerimizden takdir gördük. Dijital Deneyim Merkezimiz de açıldığı günden bugüne büyük ilgi görüyor. Henüz bu özel deneyimi yaşamamış tüm hemşehrilerimizi buraya davet ediyoruz" dedi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:18 Arşivlerde unutulan Çanakkale türküleri yapay zeka desteğiyle yeniden gün yüzüne çıkıyor Çanakkale’de Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Dinç tarafından yürütülen proje ile TRT Türk Halk Müziği Repertuarına kayıtlı olmasına rağmen yörede icracıları kalmayan, unutulmaya yüz tutmuş türküler yapay zeka desteğiyle yeniden yorumlanarak vatandaşlarla buluşturuluyor. TRT Türk Halk Müziği Repertuar kayıtlarında Çanakkale’de 1947 yılından itibaren yapılan çeşitli derleme faaliyetleriyle 40’a yakın türkü ve oyun-zeybek havasının derlenerek kaydedilip notalarının çıkarıldı. Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Dinç, repertuarda kayıtları bulunan ve yörede eskisi gibi icra edilmeyen Çanakkale türkülerini tespit ederek 25 saniye ila 1,5 dakika arasında değişen ses ve nota kayıtlarını deşifre etti. Bu eserleri bağlama ile çalışıp destek alınan yapay zekâ programına kaydetti. Sonrasında ise üzerinde çeşitli düzenlemeler yaparak Çanakkale yöresi türkü kültürünün icra, ezgi ve enstrüman yapısına uygun olarak nihai kayıtları elde etti. Çalışmalar neticesinde ‘Çanakkale Türküleri-I’ başlıklı 8 eserden oluşan albüm oluştu. Doç. Dr. Mustafa Dinç, "Çanakkale yöresinde de 9-8’lik roman müziği dediğimiz müziklerin icra edildiğini görüyoruz. Bu tekdüzelik veya yozlaşmaya karşı da aslında bir önlem oldu bizim yaptığımız çalışma. Çanakkale türkü kültürünün bir kat daha zengin olduğunu anlatmaya çalışıyoruz böylelikle" dedi. Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Dinç, yapay zeka ile Çanakkale türklerini gün yüzüne çıkarmaya yönelik çalışmaları hakkında şunları söyledi: "Çanakkale türküleri olarak kamuoyunun bildiği türküler daha önce çeşitli albümlere, çalışmalara konu edilmiş türküler var. İşte; Sıra sıra Siniler, Karyolamın Demiri, Balıkesir Yolunda, Evreşe Yolları gibi çeşitli türkülerin çıktığını görüyoruz. Fakat TRT Türk Halk Müziği repertuarına baktığımızda bunlardan daha fazla Çanakkale’de kaydedilmiş, derlenmiş ve notaya alınmış türkülerin olduğunu keşfettik. Böylelikle bunları yeniden yapay zeka desteğiyle kamuoyuna duyurup Çanakkalelilerin dinlemelerine sunmayı düşündük ve böylece bir proje başlatmış olduk." Doç. Dr. Mustafa Dinç, öğrencileri ile yaptığı ders esnasında böyle bir fikirin ortaya çıktığını söyleyerek "Esasında bu proje, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinde Türk Dil Edebiyatı Bölümünde okutmakta olduğum Uygulamalı Halk Bilimi dersinin bir ürünü oldu. Daha doğrusu çıkış noktası bu dersimiz oldu. Biz Uygulamalı Halk Bilimi derslerinin kapsamında halk biliminin 21. yüzyıldaki seyriyle ilgili veya kentleşme gibi toplumsal dinamiklerin halk bilimini nasıl değiştirip dönüştürdüğü veya folklorik ürünlerin bunlar arasında nasıl yer aldığıyla ilgili konuşuyorduk. Öğrencilerimizin pek çoğu da son bir yıldır gündemde olan bu yapay zeka araçlarıyla türkülerin yeniden yorumlanmış hallerine aşırı ilgi gösterdiklerini söylediler. Bunların da uygulamalı halk bilimi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tartışıyorduk derslerimizde. Hasılı biz neden denemiyoruz diyerek başladık ve bu proje ortaya çıktı" dedi. Çanakkale yöresine ait müziklerin yozlaştığını ve değiştiğini vurgulayan Mustafa Dinç, bu projenin bunun önüne geçmesini hedeflediklerini belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Projede konumuz Çanakkale’nin türküleriydi. Bildiğimiz pek çok türkü var aslında yani 12-13 tane kamuoyuna mal olmuş Çanakkale türküleri olarak işte çeşitli albümlerde çeşitli sanatçıların seslendirdiği türküler var. Bizim yaptığımız iş ise bunların haricindeki yani literatüre bir bakıyoruz ya da Türk Halk Müziği TRT Repertuarına bir baktığımızda 37 tane türkünün, 8 tane de oyun havasının veya zeybek havasının olduğunu görüyoruz. Bunlar arasında 1947’de Nida Tüfekçi, Muzaffer Sarısözen, Saniye Can, Ankara Üniversitesi, Devlet Konservatuarı gibi kişi ve kurumların derlediği 1947’den itibaren pek çok eserin olduğunu gördük ve bunların pek çoğunun da günümüz Çanakkale halkı arasında bilinmediğini gördük. Ben de Çanakkaleliyim, ne düğünlerimize ne derneklerimize bunlar çalınıyor, icra ediliyor. Kaldı ki zaten günümüz türkü kültürüne baktığımızda bir tektipleşmenin olduğunu görüyoruz. Bir maalesef yozlaşmanın olduğunu görüyoruz. Ortak bazı iki dörtlük, dört dörtlük türkülerin devam ettiğini veya popüler, tüm yurt çapında popüler olan türkülerin veya eserlerin düğünlerde çalındığını. Çanakkale yöresinde de 9-8’lik roman müziği dediğimiz müziklerin icra edildiğini görüyoruz. Bu yozlaşmaya karşı da aslında bir önlem oldu bizim yaptığımız çalışma. Deneysel Türküler isimli kanalımızda, müzik platformlarında paylaşmaya başladık. Tabii güzel de geri dönüşler alıyoruz. Çanakkale türkü kültürünün bir kat daha zengin olduğunu anlatmaya çalışıyoruz böylelikle."
09 Şubat 2026 Pazartesi - 09:52 Menteşe’de teknoloji devrimi geleceğin yıldızları için başvurular başladı Muğla’nın Menteşe ilçesinde gençleri geleceğin dünyasına hazırlayacak olan DENEYAP Teknoloji Atölyeleri için geri sayım başladı. 36 ay sürecek ücretsiz eğitim programı için son başvuru tarihi 6 Mart olarak açıklandı. Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Uluslararası Gençlik Merkezi, teknoloji tutkunu gençleri heyecanlandıracak büyük bir fırsatın kapılarını aralıyor. "Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı" kapsamında hayata geçirilen DENEYAP Teknoloji Atölyeleri için yeni dönem öğrenci başvuruları resmi olarak başladı. 2025-2026 eğitim-öğretim yılını kapsayan bu prestijli programa; İlkokul 4. sınıf öğrencileri, Ortaokul 5. ve 8. sınıf öğrencileri, Lise Hazırlık ve 9. sınıf öğrencileri başvuru yapabilecek. DENEYAP bünyesinde eğitim almaya hak kazanan öğrenciler, 36 ay boyunca modern laboratuvarlarda uygulamalı eğitim görecek. Müfredatta; yazılım, robotik kodlama, yapay zekâ, elektronik, havacılık ve uzay teknolojileri gibi çağın en kritik alanları yer alıyor. Programın temel amacı, gençlerin sadece teknoloji tüketen değil, analitik düşünen ve üreten bireyler haline gelmesini sağlamak. Geleceğin teknoloji liderlerini belirlemek için adaylar üç aşamalı bir eleme sürecinden geçecek. Adaylar ilk aşamada çevrimiçi genel yetenek sınavına girecek. İlk aşamayı geçenler, kendilerine verilen görevleri belirli bir sürede tamamlayacak. Son aşamada ise adaylar, pratik becerilerini sergileyecekleri bir uygulama sınavına davet edilecek. Tüm aşamaları başarıyla tamamlayan şanslı öğrenciler, 3 yıl boyunca sunulan tüm bu imkanlardan hiçbir ücret ödemeden yararlanacak. Teknolojiye meraklı, üretken ve hayalleri olan tüm gençler için büyük bir kapı aralayan DENEYAP programına başvurular 6 Mart tarihine kadar devam edecek.
Gökyüzü meraklıları model uçakla buluştu
09 Şubat 2026 Pazartesi - 09:00 Gökyüzü meraklıları model uçakla buluştu Hakkari’nin Yüksekova Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü tarafından yürütülen projeyle gökyüzü meraklısı gençler model uçakla buluştu. Yüksekova ilçesinde gençlerin havacılık vizyonu güçlü bir işbirliğiyle gökyüzüne taşınıyor. Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ve Yüksekova Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü’nün el ele verdiği projede, Türk Hava Kurumu’nun (THK) profesyonel dokunuşuyla bölgenin gençleri model uçaklarla geleceğin mühendisliğine ilk adımı attı. Bölgedeki gençlerin teknik kabiliyetlerini ve sosyal becerilerini geliştirmeyi hedefleyen proje, adeta bir teknoloji seferberliğine dönüştü. Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü’nün koordinasyonuyla düzenlenen "Model Uçak Başlangıç Eğitimi", Cumhuriyet İlk ve Ortaokulu ile İmam Hatip Ortaokulu’nda seçilen 30 öğrenci ile 5 öğretmeni bir araya getirdi. THK Uçuş ve Model Uçak Eğitmeni Hasan Tur rehberliğinde yürütülen atölyelerde, öğrenciler sadece maket yapmayı değil, havacılığın temel yasalarını da öğrendi. Projenin mimarlarından eğitmen Hasan Tur, Yüksekova’da yakılan bu meşalenin önemine dikkat çekerek, "DAKA ve müdürlüğümüzün sunduğu bu imkanlar, çocuklarımızın ufkunu açıyor. Kendi yaptıkları uçakların süzülüşünü izlerken gözlerindeki o parıltı her şeye değer. Eğitim sonunda verilecek uluslararası geçerliliğe sahip sertifika, bu çocukların profesyonel havacılık kariyerinin ilk resmi belgesi olacak" dedi. Eğitime katılan öğrenciler, teorik derslerin sosyal faaliyetle birleşmesinin motivasyonlarını zirveye çıkardığını belirtti. "Kendi uçağımızı uçurduk" diyen gençlerin heyecanı, bölgedeki sosyal projelerin gücünü bir kez daha kanıtladı.
Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt
08 Şubat 2026 Pazar - 11:52 Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, artan jeopolitik gerilimlerin balistik seramiğe talebi hızla artırdığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte kritik bir tedarikçi konumuna yükseldiğini söyledi. Artan küresel güvenlik riskleri ve jeopolitik gerilimler, balistik koruma sistemlerine yönelik talebi hızla artırırken, ileri teknik seramiklerdeki arz sıkıntısı ülkeleri alternatif tedarik kaynaklarına yönlendiriyor. Artan tehdit seviyeleri balistik seramiği stratejik hale getirdi Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yüksek tehdit seviyelerinin olduğu dönemlerde balistik seramiğin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Dinçer, "Gerginliğin bu kadar yükseldiği bir ortamda tehdit seviyelerinin yüksek olması çok normal. Bu tehdit seviyelerini karşılayabilmek için seramiğe ihtiyaç var. Ancak dünyanın seramik arzı bu talepleri karşılama konusunda zayıf kalıyor" dedi. İleri teknik balistik seramikte entegre üretim kabiliyeti Nurol Teknoloji’nin ileri teknik balistik seramik üreticisi olduğunu vurgulayan Dinçer, alümina, silisyum karbür ve bor karbür seramiklerinin şirket bünyesinde üretilebildiğini belirtti. Almanya’da satın alınan Industrie Keramik Hochrhein firmasıyla birlikte ileri teknik seramik tozları üretiminde de yetkinlik kazanıldığını ifade eden Dinçer, "Artık sadece seramik değil, seramiğin tozunu da üreten bir firma konumundayız" diye konuştu. "Ezber bozuyoruz, balistik toz reçetelerini yeniden yazıyoruz" Bu entegrasyonun yeni ürünlerin önünü açtığını belirten Dinçer, "Balistik seramik alanında bugüne kadar yapılmış ürünlerin ötesine geçebiliyoruz. Balistik tozların reçetelerini yeniden şekillendiriyoruz. Kendi balistik tecrübemizi, Industrie Keramik Hochrhein’in toz üretim tecrübesiyle birleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Hibrit seramiklerle daha hafif zırhlar Dinçer, bor karbür ve silisyum karbürün harmanlandığı hibrit seramiklerin farklı oranlarda geliştirildiğini, özellikle 60’a 40 hibrit seramiğin pazara sunulduğunu belirterek, bu ürünlerin müşteriler tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandığını söyledi. Bu sayede daha hafif ve çoklu atışa daha dayanıklı zırhların üretilebildiğini kaydeden Dinçer, "Biz daha hafif seramikler üretebiliyoruz, müşterilerimiz de daha hafif zırhlar geliştirebiliyor" dedi. Yüzde 100 bor karbür seramik için geri sayım Nurol Teknoloji’nin seramik Ar-Ge çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Dinçer, çok yakında yüzde 100 bor karbür seramiğe ilişkin yeni bir ürünün müjdesini vermeyi hedeflediklerini söyledi. "Birçok ülke üretimini dışarıyla paylaşmıyor" Dinçer, birçok ülkenin balistik seramik üretimini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede tuttuğunu ya da üretim fazlasını paylaşmadığını belirterek, "En yüksek koruma seviyesine sahip, çok hafif zırh ihtiyacınız varsa, bunu temin edebileceğiniz seçenekler çok sınırlı. Bu noktada Türkiye öne çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yıllık en az 100 bin bor karbür seramik üretim kapasitesi Türkiye’nin güvenlik güçlerinin bor karbür seramikli zırhlar kullandığını belirten Dinçer, üretim hatlarının aktif şekilde çalıştığına dikkati çekti. Bor karbür seramik üreten ABD ve İsrail’in zırhlarını diğer ülkelere çok fazla ihracat yapmadığını aktaran Dinçer, "Gerek madde konusunda gerek seramikler konusunda genelde kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretiyorlar ya da daha fazlasını üretiyorlarsa da çok fazla dışarı ile paylaşmıyorlar. Dolayısıyla da sizin eğer en yüksek koruma seviyeli, çoklu atışa en çok dayanıma olan, hele de böyle bir ortamda ihtiyaca binaen çok hafif zırhlar ihtiyacınız varsa, bunu yapabileceğiniz, alabileceğiniz, bu seramikleri alabileceğiniz aslında tek bir tane seçeneğiniz kalıyor. Bu da Türkiye. Bu anlamda da Nurol Teknoloji çok büyük bir kapasiteye sahip. Bir senede en az 100 bin adet bor karbür seramik üretebilir durumdayız ve de bu kapasitemizi dolduruyoruz" şeklinde konuştu. Türkiye’nin balistik koruma ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini karşılayan Nurol Teknoloji, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, jandarma, emniyet ve diğer güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını, en hafif ve en yüksek koruma seviyesine sahip ürünlerle karşılıyor. Balistik zırhları yurt dışında da yoğun talep gören Nurol Teknoloji, personel koruma çözümlerinin yanı sıra araç koruma ve platform koruma alanlarında da geniş bir ürün portföyüyle hizmet veriyor. Zırhlar ilk darbeyi sahada değil, bilgisayarda görüyor Balistik sektörde test odaklı yaklaşımın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dinçer, Nurol Teknoloji’nin simülasyon tabanlı bir Ar-Ge altyapısı kurduğunu anlattı. Malzemelerin kapsamlı şekilde karakterize edildiğini, gerçek test sonuçlarıyla simülasyon verilerinin karşılaştırıldığını belirten Dinçer, "Şu anda simülasyon altyapımız gerçek testlerle yüzde 95’in üzerinde örtüşüyor" dedi. Simülasyon altyapısı üretim süreçlerine de yön veriyor Simülasyon altyapısı ile hem mühendislik hem malzemeden hem zamandan tasarruf ettiklerini dile getiren Dinçer, ürünlerini daha hızlı bir şekilde müşterilerine ulaştırdıklarını kaydetti. Bu altyapının yalnızca ürün tasarımında değil, seramik üretim proseslerinde de aktif olarak kullanıldığını belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı: "Üstelik bu analiz simülasyon altyapımızı kurduktan sonra sadece zırh tarafında değil, seramik tarafında da kullanıyoruz. Biz şu anda bir seramiğimizi tüm basım kriterleri, uygulanması gereken basınçtan tutun, aslında nasıl bir geometride bir kalıp yapılmasına kadar her şeyi simülasyonda önceden görüyoruz. Daha sonra ona göre üretimlerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla hem ürün hem proses değiştirme anlamında çok aktif bir şekilde kullanıyoruz." Avrupa’da alımlar binlerden on binlere çıktı Nurol Teknoloji’nin ihracatının ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya yapıldığını ifade eden Dinçer, özellikle Avrupa pazarında ciddi bir artış yaşandığını dile getirerek "Artık bizim barış bölgeleri dediğimiz bölgelerde de çok ciddi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Biz görüyoruz aktif olarak. Nurol Teknoloji’nin ihracatları çok yoğunluklu Avrupa ve Amerika tarafında. Özellikle Avrupa tarafındaki artışlar kayda değer. Eskiden binler mertebesinde olan alımlar artık birkaç on binler mertebelerine çıkmış durumda. Bir kere de bunları yapamadıkları için genelde dört senelik beş senelik alımlar şeklinde devam ediyor. Bu tek bir ülkeyle de sınırlı değil. Tüm Avrupa ülkeleri artık bu noktaya geldi. Bizim de ihraç rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu.
Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt
08 Şubat 2026 Pazar - 11:45 Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, artan jeopolitik gerilimlerin balistik seramiğe talebi hızla artırdığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte kritik bir tedarikçi konumuna yükseldiğini söyledi. Artan küresel güvenlik riskleri ve jeopolitik gerilimler, balistik koruma sistemlerine yönelik talebi hızla artırırken, ileri teknik seramiklerdeki arz sıkıntısı ülkeleri alternatif tedarik kaynaklarına yönlendiriyor. Artan tehdit seviyeleri balistik seramiği stratejik hale getirdi Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yüksek tehdit seviyelerinin olduğu dönemlerde balistik seramiğin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Dinçer, "Gerginliğin bu kadar yükseldiği bir ortamda tehdit seviyelerinin yüksek olması çok normal. Bu tehdit seviyelerini karşılayabilmek için seramiğe ihtiyaç var. Ancak dünyanın seramik arzı bu talepleri karşılama konusunda zayıf kalıyor" dedi. İleri teknik balistik seramikte entegre üretim kabiliyeti Nurol Teknoloji’nin ileri teknik balistik seramik üreticisi olduğunu vurgulayan Dinçer, alümina, silisyum karbür ve bor karbür seramiklerinin şirket bünyesinde üretilebildiğini belirtti. Almanya’da satın alınan Industrie Keramik Hochrhein firmasıyla birlikte ileri teknik seramik tozları üretiminde de yetkinlik kazanıldığını ifade eden Dinçer, "Artık sadece seramik değil, seramiğin tozunu da üreten bir firma konumundayız" diye konuştu. "Ezber bozuyoruz, balistik toz reçetelerini yeniden yazıyoruz" Bu entegrasyonun yeni ürünlerin önünü açtığını belirten Dinçer, "Balistik seramik alanında bugüne kadar yapılmış ürünlerin ötesine geçebiliyoruz. Balistik tozların reçetelerini yeniden şekillendiriyoruz. Kendi balistik tecrübemizi, Industrie Keramik Hochrhein’in toz üretim tecrübesiyle birleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Hibrit seramiklerle daha hafif zırhlar Dinçer, bor karbür ve silisyum karbürün harmanlandığı hibrit seramiklerin farklı oranlarda geliştirildiğini, özellikle 60’a 40 hibrit seramiğin pazara sunulduğunu belirterek, bu ürünlerin müşteriler tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandığını söyledi. Bu sayede daha hafif ve çoklu atışa daha dayanıklı zırhların üretilebildiğini kaydeden Dinçer, "Biz daha hafif seramikler üretebiliyoruz, müşterilerimiz de daha hafif zırhlar geliştirebiliyor" dedi. Yüzde 100 bor karbür seramik için geri sayım Nurol Teknoloji’nin seramik Ar-Ge çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Dinçer, çok yakında yüzde 100 bor karbür seramiğe ilişkin yeni bir ürünün müjdesini vermeyi hedeflediklerini söyledi. "Birçok ülke üretimini dışarıyla paylaşmıyor" Dinçer, birçok ülkenin balistik seramik üretimini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede tuttuğunu ya da üretim fazlasını paylaşmadığını belirterek, "En yüksek koruma seviyesine sahip, çok hafif zırh ihtiyacınız varsa, bunu temin edebileceğiniz seçenekler çok sınırlı. Bu noktada Türkiye öne çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yıllık en az 100 bin bor karbür seramik üretim kapasitesi Türkiye’nin güvenlik güçlerinin bor karbür seramikli zırhlar kullandığını belirten Dinçer, üretim hatlarının aktif şekilde çalıştığına dikkati çekti. Bor karbür seramik üreten ABD ve İsrail’in zırhlarını diğer ülkelere çok fazla ihracat yapmadığını aktaran Dinçer, "Gerek madde konusunda gerek seramikler konusunda genelde kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretiyorlar ya da daha fazlasını üretiyorlarsa da çok fazla dışarı ile paylaşmıyorlar. Dolayısıyla da sizin eğer en yüksek koruma seviyeli, çoklu atışa en çok dayanıma olan, hele de böyle bir ortamda ihtiyaca binaen çok hafif zırhlar ihtiyacınız varsa, bunu yapabileceğiniz, alabileceğiniz, bu seramikleri alabileceğiniz aslında tek bir tane seçeneğiniz kalıyor. Bu da Türkiye. Bu anlamda da Nurol Teknoloji çok büyük bir kapasiteye sahip. Bir senede en az 100 bin adet bor karbür seramik üretebilir durumdayız ve de bu kapasitemizi dolduruyoruz" şeklinde konuştu. Türkiye’nin balistik koruma ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini karşılayan Nurol Teknoloji, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, jandarma, emniyet ve diğer güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını, en hafif ve en yüksek koruma seviyesine sahip ürünlerle karşılıyor. Balistik zırhları yurt dışında da yoğun talep gören Nurol Teknoloji, personel koruma çözümlerinin yanı sıra araç koruma ve platform koruma alanlarında da geniş bir ürün portföyüyle hizmet veriyor. Zırhlar ilk darbeyi sahada değil, bilgisayarda görüyor Balistik sektörde test odaklı yaklaşımın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dinçer, Nurol Teknoloji’nin simülasyon tabanlı bir Ar-Ge altyapısı kurduğunu anlattı. Malzemelerin kapsamlı şekilde karakterize edildiğini, gerçek test sonuçlarıyla simülasyon verilerinin karşılaştırıldığını belirten Dinçer, "Şu anda simülasyon altyapımız gerçek testlerle yüzde 95’in üzerinde örtüşüyor" dedi. Simülasyon altyapısı üretim süreçlerine de yön veriyor Simülasyon altyapısı ile hem mühendislik hem malzemeden hem zamandan tasarruf ettiklerini dile getiren Dinçer, ürünlerini daha hızlı bir şekilde müşterilerine ulaştırdıklarını kaydetti. Bu altyapının yalnızca ürün tasarımında değil, seramik üretim proseslerinde de aktif olarak kullanıldığını belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı: "Üstelik bu analiz simülasyon altyapımızı kurduktan sonra sadece zırh tarafında değil, seramik tarafında da kullanıyoruz. Biz şu anda bir seramiğimizi tüm basım kriterleri, uygulanması gereken basınçtan tutun, aslında nasıl bir geometride bir kalıp yapılmasına kadar her şeyi simülasyonda önceden görüyoruz. Daha sonra ona göre üretimlerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla hem ürün hem proses değiştirme anlamında çok aktif bir şekilde kullanıyoruz." Avrupa’da alımlar binlerden on binlere çıktı Nurol Teknoloji’nin ihracatının ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya yapıldığını ifade eden Dinçer, özellikle Avrupa pazarında ciddi bir artış yaşandığını dile getirerek "Artık bizim barış bölgeleri dediğimiz bölgelerde de çok ciddi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Biz görüyoruz aktif olarak. Nurol Teknoloji’nin ihracatları çok yoğunluklu Avrupa ve Amerika tarafında. Özellikle Avrupa tarafındaki artışlar kayda değer. Eskiden binler mertebesinde olan alımlar artık birkaç on binler mertebelerine çıkmış durumda. Bir kere de bunları yapamadıkları için genelde dört senelik beş senelik alımlar şeklinde devam ediyor. Bu tek bir ülkeyle de sınırlı değil. Tüm Avrupa ülkeleri artık bu noktaya geldi. Bizim de ihraç rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu.
Cizre’den TEKNOFEST’e güçlü hazırlık
08 Şubat 2026 Pazar - 11:30 Cizre’den TEKNOFEST’e güçlü hazırlık Türkiye’nin yerli ve millî teknoloji vizyonunun en önemli adımlarından biri olan TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında, Şırnak’ın Cizre ilçesinde öğrenci ve öğretmenlere yönelik kapsamlı bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Programda, TEKNOFEST yarışmalarına başvuru süreçleri anlatılırken, Cizre’den güçlü ve nitelikli projelerle festivale katılım sağlanması hedefi vurgulandı. Cizre Kaymakamlığı konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıda, milli teknoloji hamlesi doğrultusunda gençlerin teknoloji üretme süreçlerine aktif katılımının önemine dikkat çekildi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, TEKNOFEST’in yalnızca bir yarışma değil, aynı zamanda yerli üretimi ve yenilikçi düşünceyi teşvik eden bir teknoloji platformu olduğu ifade edildi. Toplantıda, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) Şırnak İl Temsilcisi Rukiye Asan tarafından yapılan sunumda, TEKNOFEST yarışma kategorileri, başvuru takvimi, proje geliştirme aşamaları ve değerlendirme kriterleri hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Asan, TEKNOFEST sürecinde öğrencilere sunulan mentorluk, akademik danışmanlık ve teknik destek imkanlarına dikkat çekerek, gençlerin hayallerini projeye dönüştürmeleri için her türlü imkânın sağlandığını belirtti. Programda konuşan Şube Müdürü Ahmet Gümüş ise Cizre’deki okullarda yürütülen proje çalışmalarının daha planlı ve koordineli şekilde ilerlemesi için çalışmaların hızlandırıldığını ifade etti. AR-GE Koordinatörü Şükran Çetik ile iş birliği içerisinde sürecin yürütüleceğini belirten Gümüş, "TEKNOFEST’e hazırlanmak isteyen tüm öğretmen ve öğrencilerimizin yanındayız. Proje üretiminden başvuru sürecine, akademik rehberlikten teknik altyapıya kadar her aşamada destek sağlayacağız. Cizre’den TEKNOFEST’e güçlü bir katılım hedefliyoruz" dedi. Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla devam ederken, Cizreli öğrencilerin teknolojiye olan ilgisi ve proje üretme heyecanı dikkat çekti. Öğretmenler de bu sürecin öğrencilerin bilimsel düşünme ve problem çözme becerilerine önemli katkı sunduğunu ifade etti. Bilgilendirme toplantısı, Cizre’de teknoloji üreten bir nesil yetiştirme hedefi doğrultusunda atılacak adımların değerlendirilmesiyle sona erdi.
Böcek Müzesi 30 bin örnekle bilime katkı sunuyor, çocukların korkularını yeniyor
08 Şubat 2026 Pazar - 10:58 Böcek Müzesi 30 bin örnekle bilime katkı sunuyor, çocukların korkularını yeniyor Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü bünyesinde faaliyet gösteren Böcek Müzesi, yaklaşık 30 bin örnekle bilimsel çalışmalara katkı sağlarken özellikle çocuklarda yaygın olan böcek korkusunun aşılmasına da destek oluyor. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü bünyesinde bulunan Böcek Müzesi, sahip olduğu zengin koleksiyonla dikkat çekiyor. Yaklaşık 30 bin böcek örneğinin yer aldığı müze, hem bilimsel araştırmalara katkı sunuyor hem de ziyaretçilerine biyolojik çeşitliliği yakından tanıma imkânı sağlıyor. Özellikle anaokulu ve ilköğretim çağındaki çocuklar tarafından yoğun ilgi gören müze, entomofobi olarak bilinen böcek korkusunun yenilmesinde önemli bir rol üstleniyor. Böcek biliminin, insanlığın hayatta kalma, pratik bilgi üretme ve bilimin ışığında kültürel çalışmalar yapma gibi temel uğraşlarının tamamıyla yakından ilişkili olduğu vurgulanırken; böceklerin insan kültüründe edebiyattan sanata, tarihten dine, halk sağlığından besin kaynağına kadar pek çok alanda önemli bir yere sahip olduğu ifade ediliyor. Bu yönüyle böcekler, insan kültürünün vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Bitki Koruma Bölümü Böcek Müzesi, yalnızca bilim ve eğitim alanında değil, aynı zamanda tarih içinde yapılan bir yolculuğun biyolojik çeşitlilik penceresi olarak da öne çıkıyor. 26 Kasım 2002 yılında kurulan müzede, 11 takıma bağlı yaklaşık 100 familyaya ait bin 200’den fazla teşhisli tür bulunuyor. Toplam örnek sayısının 20 binin üzerinde olduğu müze, sadece üniversite için değil, Isparta kenti açısından da önemli bir prestij yapısı olarak değerlendiriliyor. ISUBÜ Bitki Koruma Bölümü Böcek Müzesi, 2005 yılında Türkiye’den "Uluslararası Böcek ve Akar Koleksiyonları" listesine giren ikinci böcek müzesi olma unvanını kazanırken, uluslararası merkezler tarafından "Entomological Museum of Isparta, Turkey (EMIT)" adıyla tanınıyor. Böcek Koleksiyonu 23 yıldır bilimsel standartlarda korunuyor Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sibel Yorulmaz, aynı zamanda Böcek Koleksiyonu sorumlusu olarak görev yaptığını belirterek, koleksiyonun temellerinin 2002 yılında atıldığını söyledi. Yorulmaz, "2005 yılında uluslararası böcek ve akar koleksiyonu standartlarına uygun şekilde kapsama alındık. 2010 yılından itibaren ise koleksiyonumuz ziyarete açıldı ve o tarihten bu yana aktif olarak ziyaretçilerini ağırlıyor" dedi. Ziyaretçilerin yüzde 80’i anaokulu ve ilköğretim çağındaki çocuklar Böcek Koleksiyonu’nun özellikle çocuklardan yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, 2025 yılında toplam ziyaretçi sayısının bin 200’e ulaştığını belirtti. Ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 80’inin anaokulu ve ilköğretim çağındaki çocuklardan oluştuğunu kaydeden Yorulmaz, "Amacımız biyolojik çeşitliliğin doğadaki önemini, canlıların ekosistemdeki rolünü ve korunması gerektiğini özellikle küçük yaşlarda anlatabilmek. Üniversitemizin toplumsal katkı misyonu kapsamında koleksiyonumuz önemli bir görev üstleniyor" diye konuştu. Hedef entomofobiyi yenmek ve biyolojik farkındalık oluşturmak Son yıllarda entomofobi olarak bilinen böcek korkusunun yaygınlaştığını dile getiren Prof. Dr. Yorulmaz, küçük yaşta böceklerle tanışmanın bu korkunun aşılmasında etkili olduğunu ifade etti. Yorulmaz, "Doğada yaklaşık 3 milyon tür ile canlılar arasında en fazla tür sayısına sahip olan böceklerin tanıtılması temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Koleksiyonumuzda 11 takıma bağlı yaklaşık 100 familyaya ait böcek bulunuyor. Bunların yaklaşık bin 200’ü tür düzeyinde teşhis edilmiş durumda ve toplamda yaklaşık 30 bin böcek örneği sergileniyor. Isparta özelinde ise nesli tehlike altında olan Apollo kelebeği büyük önem taşıyor" dedi.
Alanya Teknokent, girişimci ve yatırımcılara büyük destekler sunuyor
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:31 Alanya Teknokent, girişimci ve yatırımcılara büyük destekler sunuyor Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi öncülüğünde kurulan Alanya Teknokent’te girişimcilere ve işletmelere sağlanan çeşitli teşvik ve muafiyetlerle Ar-Ge ve yenilik projeleri, daha hızlı ve etkin bir şekilde ilerleme imkanı buluyor. 2025 Eylül ayında kurulan Alanya Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren firma ve girişimcilere; vergi avantajları, Ar-Ge destekleri ve operasyonel kolaylıklar sağlanarak yenilikçi projelerin hayata geçirilmesi teşvik ediliyor. Teknokent’te ortaya konulan fikirlerin ürüne dönüşmesi için üretim maliyetlerini düşürmek ve verimliliği artırmak temel amaçlar arasında yer alıyor. Teknokent’te hem yatırımcının hem de girişimcinin faydalanacağı kurumlar vergisi, personel gelir vergisi, SGK işveren payı, yazılım KDV, gümrük vergisi, damga vergisi gibi önemli kolaylıklar bulunuyor. Vergiden, mentorluk hizmetine kadar destek avantajları Fikirden ürene ilk adım olan kuluçka merkezi sayesinde ürün kamu destekli Ar-Ge projelerine yüzde 25, diğer projelere ise yüzde 50 kira avantajı sağlanıyor. Kuluçka merkezlerinde genç ve yeni işletmeler, henüz şirketleşmemiş girişimciler ön kuluçka olarak sınıflandırılıyor. Burada ofis hizmetleri, ekipman yönetim desteği mentorluk hizmeti sağlanıyor. Ar-Ge projelerinde de gümrük vergisi istisnası, makine ve teçhizat KDV istisnası, damga vergisi ve harç istisnası gibi durumlardan faydalanılıyor. Personel destekleri ile işletmelere büyük kolaylık sağlanıyor Teknokent’te personel teşvikleri de en dikkat çeken teşvikler arasında yer alıyor. Teknokent’te faaliyet gösteren işletmeler için gelir vergisi stopajı teşviki, destek personeli limiti, damga vergisi gibi avantajlar bulunuyor. Bunların yanında yüzde 50 devlet katkılı SGK prim desteği işletmelere önemli fırsat sunuyor. Bunun yanında matematik, biyoloji, fizik ve kimya lisans mezunları ile doktora öğrencisi Ar-Ge personeline de asgari ücret tutarı kadar destekler yer alıyor. Teknokent’te fikirlerin ürüne dönüşmesi için tüm kolaylıklar sağlanması fikriyle uzaktan çalışma ve esneklik modeli de yer alıyor. Bir işletmenin bölge dışında olan yüksek lisans veya doktora öğrencisi niteliğindeki personeli evden veya üniversiteden bölge dışı çalışma kapsamında destek sağlanacak. Yazılım ürünleri vergiden muaf olacak Teknokent’te ortaya çıkan yazılım, tasarı ve Ar-Ge faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ürünün satışından veya pazarlanmasından elde edilen kazanç, gelir ve kurumlar vergisinden tutuluyor. Bunun yanında sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları mobil oyun, askeri komuta kontör gibi yazılımlı ürünler için de KDV istisnaları sağlanıyor. Yatırımcılara kolaylık sağlayacak destekler olacak Teknokent’te büyümeyi finanse etmek adına girişim sermayesi desteği de bulunuyor. Yatırımcılar için olan bu fırsatta, girişimcilere veya kuluçka merkezindeki girişimlere sağlanan fonlar vergi matrahından indirilebilecek. Bu avantaj sayesinde girişim fikirleri, yatırımcılar tarafından daha hızlı desteklenecek. Tüm bunların yanında Alanya Teknokent’te geliştirilen yüksek teknolojik ürünün seri üretime dönüşmesi adına bölge içinde yatırım sağlanacak. Böylece bir ürün, yönetici şirketin uygun bulması ve devamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının izni ile prototip ürün, seri üretimle ülke ekonomisine ve geleceğine kazandırılacak. Alanya teknokent aş’de bir fikir nasıl ürüne dönüşür? Bir girişimci, fikrini ürüne dönüştürmek isterse öncelikle bunu Ar-Ge/Yazılım niteliği taşıyan projenin tanımlanmasını yani proje hazırlığını tamamlanmalı. Daha sonra girişimci, yönetici şirkete Alanya Teknokent, portalı üzerinden başvuru yapar. Yapılan Başvuru hakem heyeti tarafından niteliği incelenir. İncelenen proje onay alırsa yer tahsisi yapılarak faaliyetler başlar. Rektör Türkdoğan: "Teknokent ile alanya’mız teknoloji merkezi olacak" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, yaptığı açıklamada, Alanya Teknokent AŞ’nin kurulmasıyla girişimcilerin projelerinin yatırımcılar sayesinde küresel bir rekabet kazanacağını dile getirdi. Teknokent AŞ’de yapılan teşvik ve muafiyetlerle hem girişimcilere hem de yatırımcılara büyük avantaj sağlandığını belirten Rektör Türkdoğan, " Teknokent ile Alanya’mız teknolojinin de merkezi olacak. Burada öncelik fikirlerin ürüne dönüşmesidir. Bunun için tüm taraflara en güzel kolaylıklar sağlandı. Girişimci tarafından projelendirilen fikir, akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği yatırımcılarımızın olduğu Teknokent’te ürüne dönüşecek. Teknokent’in hayata geçirilmesinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a, Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü’ye, Antalya Valisi Hulusi Şahin’e, Önceki Dönem Dışişleri Bakanı Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na, Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat’a, Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk’e, Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’e, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer’e, ALTSO Başkanı Eray Erdem’e ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyorum." dedi.
Vodafone, şebeke servislerinde yeni nesil otomasyon platformunu devreye alıyor
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:49 Vodafone, şebeke servislerinde yeni nesil otomasyon platformunu devreye alıyor Vodafone, 5G ve yeni nesil dijital şebeke mimarilerinin gerektirdiği hız, tutarlılık ve ölçeklenebilirliği sağlamak üzere önemli şebeke uygulamalarını tek bir orkestrasyon deneyiminde birleştiren yeni nesil otomasyon platformu Horizon’ı hayata geçirdi. Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, şebeke operasyonlarında yıllar içinde farklı ekipler tarafından geliştirilen dağınık uygulamaları yeniden kullanılabilir otomasyon modüllerine dönüştüren Horizon platformunu devreye aldı. Yerli teknoloji şirketi TechNarts iş birliğiyle geliştirilen Horizon; yazılım tanımlı ağ (SDN) farkındalığı, uygulama programlama arayüzü (API) tabanlı orkestrasyon yetenekleri ve merkezi yürütme kabiliyetiyle, mevcut altyapılar ile geleceğin dijital şebeke mimarilerini aynı çatı altında buluşturarak, mobil ve sabit IP omurga ağında, şebeke güvenliğinde, veri merkezi ve telco bulut ortamlarında uçtan uca operasyonel bütünlük sağlıyor. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Yago Lopez, "Geleceğin bağlantı teknolojileri yalnızca güçlü altyapılar değil, aynı zamanda akıllı, esnek ve yazılım odaklı operasyonel kabiliyetler gerektiriyor. Horizon ile operasyonlarımızı bağımsız çözümlerden bütüncül bir orkestrasyon yaklaşımına taşıdık. Yerli iş ortağımız TechNarts ile geliştirdiğimiz bu platform, mevcut ağlarımızı daha verimli yönetmemizi sağlarken, 5G ve ötesi için ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir operasyonel temel oluşturuyor" dedi. TechNarts Kurucu Genel Müdürü ve Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Yönetim Kurulu Üyesi Taha Yaycı da şöyle konuştu: "Vodafone Türkiye’nin, tamamen yerli olarak geliştirilen yazılım ürünlerini, kendi şebeke ekosistemlerine entegre etme yaklaşımı; ulusal haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik güçlü bir kararlılığı ortaya koymaktadır. Horizon, küresel operatörler ile yerli teknoloji sağlayıcıları arasındaki iş birliğinin, ölçeklenebilir, güvenli ve geleceğe hazır platformların ortaya çıkmasını nasıl mümkün kıldığını göstermektedir. HTK ekosistemi içinde faaliyet gösteren bir şirket olarak TechNarts, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerini destekleyen ve teknolojik bağımsızlığı güçlendiren yerli yazılım çözümlerine yatırım yapmaya kararlılıkla devam etmektedir." Cisco CNC ile operasyonel SDN entegrasyonu Yapılan açıklmaya göre Horizon, Türkiye’de ilk kez Cisco Crosswork Network Controller (CNC) ile doğrudan operasyonel entegrasyon sağlayan platform olma özelliğini taşıyor. Bu entegrasyon sayesinde gerçek zamanlı topoloji bilgisi, cihaz durumu ve kontrolcü zekâsı günlük operasyonel iş akışlarının doğal bir parçası haline geliyor. Orkestrasyon kararları hem SDN kontrolcü verileri hem de geleneksel operasyonel mantıkla birlikte değerlendirilerek daha akıllı ve bağlama duyarlı hale getiriliyor. Veri merkezinden IP omurga şebekesine kadar uçtan uca otomasyon Açıklamaya göre Horizon, Ansible Tower entegrasyonu sayesinde veri merkezi operasyonlarını mobil ve sabit omurga operasyonlarıyla birlikte tek bir orkestrasyon çatısı altında yönetebiliyor. Provizyon, konfigürasyon ve doğrulama adımları yapılandırılmış ve tekrar kullanılabilir hatlar üzerinden yürütülürken; izleme, envanter, güvenlik ve kimlik sistemleri de platformla entegre çalışıyor. Bu yapı, farklı teknoloji katmanlarının birbirinden kopuk değil, birlikte çalışan bir otomasyon ekosistemi olarak yönetilmesini sağlıyor. Periyodik çalışan 86 bin farklı aktiviteyi otomatize ederek, operasyonel kabiliyeti yüzde 30’a kadar artırıyor. Operatör odaklı, geleceğe hazır platform Gerçek mühendislik çalışma biçimleri dikkate alınarak tasarlanan Horizon; özelleştirilebilir panolar, on-call (çağrı üzerine çalışan) ekranları, farklı ekip ihtiyaçlarına göre uyarlanabilen arayüzler ve tekdüzen kaynak konum belirleyici (URL) tetiklemeli otomasyon pencereleriyle operatör odaklı ve kolay uygulanabilir bir deneyim sunuyor. Vodafone Türkiye’nin şebeke operasyonlarının temel otomasyon katmanı olarak konumlanan Horizon, yapay zekâ destekli operasyonlar ve yeni nesil şebeke mimarileri için de güçlü ve sürdürülebilir bir zemin oluşturuyor.
Kameralar cebe girdi: Fotoğraf tutkunlarına cep telefonu eğitimi veriliyor
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:36 Kameralar cebe girdi: Fotoğraf tutkunlarına cep telefonu eğitimi veriliyor Aydın’ın Nazilli ilçesinde amatör fotoğraf tutkunlarınca 2006 yılında kurulan Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği (NAFOD), bu kez cebe giren kameralar olan cep telefonları ile çekim yöntemleri eğitimi verdi. NAFOD ve Aydın Fotoğraf Sanatı Derneği (AYFOD) işbirliğinde Nazilli’deki dernek hizmet binasında düzenlenen etkinliğe çok sayıda fotoğraf tutkunu katıldı. NAFOD Yönetim Kurulu Üyesi, Fotoğraf Eğitmeni Kamil Okyay, eğitim seminerine katılan üyeler başta olmak üzere öğrenci ve diğer fotoğraf meraklılarına mobil fotoğrafçılığın temellerini anlattı. Mobil fotoğrafçılığın temelleri, renk uyumu ve kontrast, mobil fotoğrafçılıkta bakış ve hareket yönü, mobil fotoğrafçılıkta çizgiler - çerçeveler, mobil fotoğrafçılıkta kompozisyon, uygulama önerileri, ekipman ve aksesuarlar ile mobil fotoğraf uygulamalarını anlattı. 30 gün sürecek proje içerisinde teorik uygulamanın ardından saha çalışması yapılarak, cep telefonu kameraları ile çekilen fotoğrafların değerlendirmeye alınacağı belirtildi. Okyay sunumunda, cep telefonlarının işleyiş açısından fotoğraf makinelerine pek çok konuda benzese de dikkat edilmesi gereken farklılıklar olduğunun önemle altını çizerek, "Tarihteki ilk mobil fotoğraf 1997 yılında Philippe Kahn tarafından çekilmiştir. Mobil fotoğrafçılığı gelişmesi ve yayılması ancak 2002 yıllarında cep telefonlarının yaygınlaşması ile mümkün olmuştur. Mobil fotoğrafçılıkta fark oluşturan en önemli unsurlardan biri, kameranın kalbi sayılan görüntü sensörü ve onun sihirli rakamları olan boyutu ve çözünürlüğüdür. Işığı algılayan ve onu dijital verilere dönüştüren bu minik parça, fotoğrafın kalitesini doğrudan etkiler. Sensör boyutu ne kadar büyükse, o kadar fazla ışık toplayabilir. Profesyonel fotoğraf makinelerinde bulunan tam kare (Full Frame) sensörler, 36x24 mm gibi büyük boyutlara sahiptir. Oysa mobil telefonlardaki sensörler çok daha küçüktür" dedi. "Mobil fotoğrafçılığın önemi artıyor" Okyay, konuşmasının devamında cep telefonu kameralarının boyutlarının dikkate alındığında oldukça hızlı ve pratik olduğunu da ifade ederek, "Mobil fotoğrafçılıkta, akıllı asistanlar, otomatik modlar ve sihirli dokunuşlar çok daha hızlı şekilde uygulanabilmektedir. Pratik çekim modları sayesinde hemen hemen her ortamda görüntünün yakalanabilmesi mümkündür. Ancak her ne şekilde olursa olsun ayarların kullanımı, kadraj, ışık, renk, kontrast, bakış, hareket, arka plan, çerçeveleme, senaryo, kompozisyon, derinlik oluşturma, denge, pozlama, üçte bir kuralı, portre çekimi, ekipmanlar ve son olarak fotoğrafın işlenmesi gibi fotoğrafı etkileyen unsurları iyi bilmek gerekir. Çünkü her geçen gün mobil fotoğrafçılığın önemi giderek artıyor" şeklinde konuştu. "Bilime, sanata ve eğitime katkı sağlanıyor" Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Refik Karacaoğlu, derneklerinin kurulduğu günden bu yana bilime, sanata ve eğitime katkı sağlamak amacıyla projeler ürettiğini ve proje işbirlikleri ile fotoğraf sanatını sevdirmeye çalıştıklarını ifade etti. 2026 yılında yeni projelerle sosyal ve kültürel faaliyetlerini sanatla buluşturmak için işbirliği protokolleri yaparak fotoğraf sanatını sevdirmeyi amaçladıklarını da ifade eden Başkan Karacaoğlu, üyelerine ve katılımcılara teşekkür ederek derneğin her zamankinden daha fazla ve etkin şekilde sanatsal faaliyetlerini yürütmeye devam edeceğini belirtti. Etkinliğe katılan Aydın Fotoğraf Sanatı Derneği (AYFOD) Üyesi Dilşat Erdoğmuş ve ortaokul öğrencisi Lale Kaymak, yaptıkları konuşmada cep telefonu kameralarını etkin şekilde kullanmayı öğrenmenin gerekliliğini ifade ettiler.
SSB Başkanı Görgün: "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemektir"
06 Şubat 2026 Cuma - 13:05 SSB Başkanı Görgün: "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemektir" Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Harekat Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST) yarışması ödül töreninde konuşan SSB Başkanı Haluk Görgün, "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek ve yatırım yapılması gereken savunma teknolojilerini işaret etmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) tarafından ‘Geleceğin Harekat Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST)’ yarışması düzenlendi. Kamu, savunma sanayii ve akademi iş birliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmaya yapılan toplam 118 başvuru, SSB tarafından oluşturulan hakem heyeti tarafından değerlendirildi. Yapılan değerlendirmede ilk 10’a giren senaryolar hakem heyeti tarafından belirlendi. "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek" Ödül töreninde konuşan SSB Başkanı Haluk Görgün, Türkiye’nin stratejik aklını ve teknoloji üretme iradesini aynı çatı altında buluşturan çok kıymetli bir birlikteliği yaşadıklarını ifade etti. Güvenlik ortamının hızla değiştiğini ve tehditlerin çok boyutlu hale geldiğini kaydeden Görgün, "Bu noktada GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek, yatırım yapılması gereken savunma teknolojilerini işaret etmek ve bugüne kadar yeterince görünürlük kazanmamış yeni teknoloji ile konseptleri ekosistemin gündemine taşımaktır" diye konuştu. "Yarışmada 2050’li yıllarda kullanılacak teknolojileri tasvir edecek en iyi senaryolar seçildi" Görgün, GHOST faaliyetinin ilkini 2023 yılında düzenlediklerini hatırlatarak, "Ortaya çıkan sonuçlar ve ekosistemde ürettiği sinerji, 2025 yılında ikinci senaryo yarışmasının yapılmasına güçlü bir zemin oluşturdu. Bu ikinci yarışmada, 2050’li yılların harekât ortamını ve kullanılacak teknolojileri tasvir edecek en iyi senaryolar seçildi. 2050’ye giderken; harekâtın dili, ölçeği ve hızı dönüşüyor. Kara, deniz ve havanın yanında uzay, siber alan ve elektromanyetik spektrum giderek daha belirleyici bir ağırlık kazanıyor. Bu yeni dönemde üstünlüğü; yalnız platformlar değil, platformların birbirleriyle kurduğu güvenli bağlar, karar süreçlerini hızlandıran zekâ katmanları ve sahayı bütüncül gören sistemler belirleyecek. Bu nedenle, GHOST senaryolarını yalnızca bir gelecek tasviri olarak ele almıyoruz; bu senaryoları, ülkemizin gelecek yetkinliklerini inşa eden stratejik bir araç olarak görüyoruz" açıklamasında bulundu. GHOST çerçevesinde gelen senaryoları Türk Silahlı Kuvvetleri’nden, üniversitelerden ve savunma sanayi ekosisteminden uzmanların katkı sunduğu, çoklu değerlendirme esasına dayalı bir süreçle incelediklerinin altını çizen Görgün, süreç boyunca tarafsızlığı güçlendiren adil, tutarlı ve izlenebilir bir değerlendirme zemini oluşturduklarını sözlerine ekledi. Yarışma sonrasında geleceğin teknolojilerini belirlemeye yönelik olarak SSB koordinasyonunda TSK, savunma sanayii firmaları, araştırma kurumları ve üniversite temsilcilerinin katılımıyla GHOST Çalıştayı yapıldığını aktaran Görgün, çalıştay kapsamında savunma sanayini doğrudan ilgilendiren teknoloji yol haritalarında yer alması gereken konu başlıklarının netleştiğini açıkladı. Görgün, toplam 11 başlıkta yol haritasının belirlendiğini kaydederek, konular birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde ele alındığında Türkiye’ye sistemik üstünlük sağlayacak güçlü bir teknoloji omurgası oluşturacağını dile getirdi. "Savunma sanayiinde kalıcılığı sağlayan unsur, insan kaynağının ve güvenlik yaklaşımının eş zamanlı güçlenmesidir" Görgün, GHOST’un en kıymetli çıktılarından birini ekosistemin aynı hedef etrafında aynı dili konuşmasını sağlaması olduğunu vurgulayarak, "Yarışma ve çalıştay süreçlerinde Başkanlığımız personeli, TSK mensupları, akademisyenlerimiz ve sanayi temsilcilerimiz aynı masalarda çalıştı; aynı sorunlara birlikte baktı; aynı gelecek resmini birlikte netleştirdi. Bu birliktelik teknoloji üretmenin ötesinde, yetkinlik üretmeyi de beraberinde getirmektedir. Çünkü savunma sanayiinde kalıcılığı sağlayan unsur ürünle birlikte insan kaynağının, süreç disiplininin, test ve doğrulama kültürünün, güvenlik yaklaşımının ve kurumsal sürekliliğin eş zamanlı güçlenmesidir. Bugün ödül alan senaryolar, bu ortak aklın somut çıktılarıdır" değerlendirmesinde bulundu. "GHOST’un kalıcı bir platform olarak daha da büyümesini temenni ediyorum" Yarışmalara katılan tüm proje sahiplerine ve onları destekleyen savunma sanayii temsilcilerine teşekkür eden Görgün, "GHOST’un ülkemizin teknoloji yol haritasına yön veren, yeni OTAĞ temalarını besleyen ve stratejik hazırlığımızı güçlendiren kalıcı bir platform olarak daha da büyümesini temenni ediyorum" dedi. Program, dereceye giren proje sahiplerine ödüllerinin verilmesiyle son buldu.
Bilim, planlama ve toplum "Tekirdağ" için bir araya geldi
06 Şubat 2026 Cuma - 12:40 Bilim, planlama ve toplum "Tekirdağ" için bir araya geldi Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Tekirdağ Planlama Ajansı (TEKPA) iş birliğinde düzenlenen "Afetlere Dayanıklı Tekirdağ-Deprem Güvenliği ve Toplum Odaklı Çözümler Çalıştayı", iki gün süren programın ardından sona erdi. Büyükşehir Belediyesi Yılmaz İçöz Sahnesi’nde gerçekleştirilen çalıştayda, kentsel dönüşüm ve deprem güvenliği; planlama, çevresel, fiziksel, finansal, hukuki ve uygulama boyutlarıyla dört ayrı oturumda ele alındı. İlk gün bilimsel veriler değerlendirilirken, ikinci gün bu verilerin sürdürülebilir politikalara dönüştürülmesine yönelik çözüm önerileri masaya yatırıldı. Çalıştayın ilk oturumunda, Şehir Plancısı ve TEKPA Koordinatörü Dr. Ömer Selvi moderatörlüğünde "Kentsel Dönüşümün Planlama Boyutu" başlığı ele alındı. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, "Dirençli Kentler İçin Nasıl Bir Kentsel Dönüşüm?" sunumuyla kentsel dönüşüm planlamasının afetlere dirençli şehirler oluşturmadaki önemine dikkat çekti. Gaziemir Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ekici ise "Ulaşılamayan Konut: Türkiye’de Barınma Hakkı" başlıklı sunum yaptı. İkinci oturumda, TEKPA Genel Müdürü Mehmet Akyürek moderatörlüğünde "Kentsel Dönüşümün Fiziksel ve Çevresel Boyutu" ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi İpek Sakarya, orta ölçekli kentlerde kentsel dönüşümün fiziksel çevre üzerindeki etkilerini değerlendirirken, Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Ünlü ise mimarlık ve çevresel stres ilişkisini ele aldı. Üçüncü oturumda, "Kentsel Dönüşümün Finansal ve Hukuki Boyutu" başlığı altında değerlendirmeler yapıldı. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, kentsel dönüşümün finansmanı konusundaki doğru ve yanlış uygulamalara değinirken, Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ezgi Orhan, dönüşüm mevzuatı ve risk azaltma uygulamalarını aktardı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. İdil Akyol Koçhan ise 6306 sayılı Kanun kapsamında kentsel dönüşüm, sosyal konut ve barınma hakkı konularını ele aldı. Çalıştayın kapanış konuşmasını yapan TEKPA Genel Müdürü Mehmet Akyürek, afetlere karşı dirençli kentlerin oluşturulmasının bütüncül bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, "Bu çalıştay, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme değil, risk azaltma odaklı bir politika olarak ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Bilim, kamu yönetimi, yerel yönetimler, meslek odaları ve toplumun birlikte hareket etmesi büyük önem taşıyor" dedi. Programa, büyükşehir belediyesi daire başkanları, kurum amirleri, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar da katıldı.