ASAYİŞ - 08 Şubat 2026 Pazar 10:08

Alanya’da 2,5 ay önce sahilde bulunan ceset ihbarı yamaç paraşütü pilotu kamerasında

A
A
A

Alanya’da 2,5 ay önce Kızlarpınarı Mahallesi Kleopatra Plajı’nda bulunan kadın cesedinin Türk Hava Kurumu (THK) tarafından düzenlenen eğitim kapsamında havalanan motorlu yamaç paraşütü pilotu tarafından ihbar edildiği bildirildi. Deniz yüzeyinde hareketsiz bir cismi fark eden yamaç paraşütü pilotu yaptığı gözlem sonucunda bunun cansız bir insan bedeni olduğunu tespit etip güvenlik güçlerine bildirdi.

Olay, 23 Aralık 2025 tarihinde THK’nin Alanya’da gerçekleştirdiği paramotor eğitim uçuşları sırasında meydana geldi. Eğitim uçuşu esnasında deniz üzerinde alışılmadık bir görüntü fark eden THK pilotu, kontrollü şekilde alçalarak cismin mahiyetini inceledi. Yapılan gözlemde cismin cansız bir insan bedeni olduğu belirlendi. Durumu vakit kaybetmeden ilgili birimlere bildiren pilot, deniz içerisinde sürüklenen bedeni havadan takip etmeyi sürdürdü. Paramotorun düşük hızda ve uzun süre havada kalabilme kabiliyeti sayesinde bedenin sürüklendiği istikamet net şekilde gözlemlendi. Pilot, bedenin kıyıya vurduğu noktayı koordinatlarıyla birlikte yetkililere bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis, olay yeri inceleme ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı ilk incelemede, cesedin Endonezya uyruklu Komang Dwantari (31) isimli kadına ait olduğu belirlendi. Kadının cansız bedeni, savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Alanya Adli Tıp Morgu’na kaldırıldı.

O anlar yamaç paraşütü kamerasında

THK Havacılık Eğitim Merkezleri Koordinatörü aynı zamanda da yamaç paraşütü okul müdürü olarak görev yapan Ali Zaimoğlu, "Aralık ayında Antalya Alanya’da motorlu yamaç paraşütü kurs planı yaptık ve uçuşlarımızı yapmak için Alanya’ya gittik. Uçuşlarımız sırasında deniz üzerinde deniz içinde hareketsiz bir cisim gördük. Uçmuş olduğumuz hava aracı çok dar alanlara yaklaşabilen hareket alanı daha geniş olduğu için yanına kadar yaklaştım bunun cansız bir insan bedeni olduğunu gördüm ve anında yetkililere bilgi verdim. Bu sırada deniz içerisinde sürüklenen insan cesedini takip etmeye başladım ve sahile vurduğu yeri de hemen yanına iniş yaparak yetkililere bilgi verdim. Kendim de bir arama kurtarmacıyım. Daha önce de motorlu yamaç paraşütü ile arama kurtarma faaliyetlerine katıldım. Hareket alanı dediğimiz gibi çok geniş ve çok verimli kullanabiliyoruz. Çünkü çok uzun süreler havada kalıp olay analizi yapıp anında olay yerine çok dar alanlara iniş yapabiliriz. Yardım götürüp hatta kendimize müdahale edebiliyoruz gördük ki bir kere daha motorlu yamaç bu tür olaylarda çok etkili olarak kullanılabilir durumda ülkemiz bir afet ülkesi gönül ister ki bunlar olmasın ama olduğu taktirde daha etkili müdahale edebilmemiz için de bu hava aracını kullanmalıyız diye düşünüyoruz kurumumuzun da bununla ilgili belli çalışmaları var umarım böyle bir durum olmaz ama böyle bir durum olduğu taktirde kurum olarak motorlu yamaç paraşütü ekibi olarak da müdahale etmeye hazır bir şekilde bekliyoruz" dedi.

Paramotorların kullanımı ile ilgili devletin gerekli kurumları ile proje geliştireceklerinin altını çizen Türk Hava Kurumu Kayyum Heyeti Başkanı Kemal Yurtnaç, "Türk Hava Kurumu yüzyıllık bir havacılar topluluğu. Havacılar topluluğu derken sadece pilotluktan kabin memurluğuna değil aynı zamanda hava sporlarının eğitiminden de bahsediyoruz bunun içerisinde de paramotor eğitimi dron eğitimleri var. Alanya’da denizde bir ceset bulundu ve bunu bizim paramotorlarımız buldu. Biz paramotorları ve dronları havadaki göz olarak tanımıyoruz bunu yakın zamanda da devletin ilgili birimleri ile özellikle AFAD ve Kızılay’la bir proje haline geliştirip arama kurtarmada paramotorun ve dronların kullanımıyla alakalı çalışmalar yapacağız. Tabii ki bunlar kullanılıyor çalışılıyor ama çok gündemde değil. Gerek depremlerde gerek yangın gerekse de bir helikoptere diğer hava araçlarına nazaran paramotorlar ve çok da efektif etkin bir şekilde kullanılabilir. Paramotorlar dar alanlara rahatça iniş yapabiliyorlar bir de insan gözüyle görüldüğü için daha sonuca odaklı bir çalışma yapabiliyorlar. Biz bunun Türkiye’de etkin olarak kullanılması için gerekli çalışmaları yürüteceğiz" ifadelerini kullandı.

Recep Karcı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Zonguldak’ta ruhsatsız maden ocağını su bastı: 1 ölü, 1 ağır yaralı Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde ruhsatsız (kaçak) işletilen bir maden ocağında meydana gelen su baskınında 1 işçi hayatını kaybetti, 1 işçi ağır yaralandı. Ocağın daha önce mühürlendiği ancak ruhsatsız çalışmanın devam ettiği ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre olay, Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde bulunan ruhsatsız bir maden ocağında meydana geldi. Ocak içerisinde su baskını yaşanması sonucu Uğur Erikoğlu (32) ve Hasan Genç’i (41) mesai arkadaşları çıkarttı. Olay yerinde ilk müdahalelerin ardından Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan 32 yaşındaki Uğur Erikoğlu, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Tedavisi süren 41 yaşındaki Hasan Genç’in ise hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Mühre rağmen ocak çalışmış Öte yandan, facianın yaşandığı kaçak maden ocağının 9 Eylül 2025 tarihinde Jandarma Komutanlığı ekiplerince mühürlendiği öğrenildi. Ekiplerin 26 Aralık 2025 tarihinde yaptığı son kontrolde ise ocağın mührünün bozulmadığının tutanak altına alındığı belirtildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı. Belediye başkanı yaralıyı ziyaret etti Öte yandan Gökçebel Belediye Başkanı Vedat Öztürk, hastaneye geldi. Belediyenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada "İlçemiz Namazgah Köyü sakinlerinden göçükte yaralanan Hasan Erikoğlu ile hayatını kaybeden Uğur Erikoğlu’nun ailelerinin yanında olarak acılarını paylaştı. Hastanede yaralı işçinin sağlık durumu hakkında bilgi alan Başkanımız Öztürk, ailelere geçmiş olsun ve başsağlığı dileklerini iletti" ifadelerine yer verildi.
Aksaray Maddi hasarlı kaza sonrası 2 kişiyi öldürüp, "Pişman değilim, onur duyuyorum" diyen şahıs tutuklandı Niğde’de maddi hasarlı trafik kazasında 3 kişiye ateş açan eski muhtar, 2 kişiyi öldürüp 1 kişiyi de ağır yaraladıktan sonra cinayet büro ekiplerinin takibiyle yakalandığı Aksaray’da "Pişman değilim, onur duyuyorum" diyen şahıs tutuklandı. Olay dün akşam Niğde’nin Çiftlik ilçesinde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Çiftlik ilçesinde alkol aldıktan sonra 31 APC 601 plakalı aracıyla direksiyon başına geçen ve eski muhtar olduğu öğrenilen Hamza C. (52), yolda Abdullah Gündoğdu yönetimindeki 51 AET 737 plakalı araçla çarpıştı. Araçların aynalarının kırıldığı küçük çapta maddi hasarlı trafik kazası sonrası araçtan inen Hamza C., Abdullah Gündoğdu ile tartışmaya başladı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşünce belinde taşıdığı tabancasını çeken C. araç ve içerisinde bulunan 3 kişiye ateş açtı. Açılan ateşte Hakan Çelik, Abdullah Gündoğdu ve ismi belirlenemeyen 3 kişi vücudunun çeşitli yerlerine isabet eden kurşunlarla yaralandı. Silah seslerini duyan çevredeki vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Kısa sürede adrese gelen sağlık ekipleri 3 yaralıyı ambulanslarla Çiftlik Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırdı. Yaralılardan Hakan Çelik ve Abdullah Gündoğdu yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Diğer ismi belirlenemeyen yaralının ise hayati tehlikesi sürüyor. Aksaray polisinin takibiyle kıskıvrak yakalandı 2 kişiyi öldürüp 1 kişiyi de ağır yaraladıktan sonra aracına binip olay yerinden kaçan Hamza C., Aksaray istikametine yola çıktı. Şahsın Aksaray istikametine kaçtığını tespit eden Niğde Çiftlik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri durumu Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü’ne bildirdi. Bunun üzerine Aksaray polisi adeta teyakkuza geçti. Plaka tanıma sistemlerine (PTS) kaydedilen aracın Kireçlik yolundan Aksaray’a giriş yaptığını tespit eden Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri şehir genelinde geniş çaplı araştırma başlattı. Arama tarama çalışmaları yapılırken Ankara yolundaki PTS kameralarından aracın Ankara istikametine geçtiği belirlenirken bu kez cinayet ekipleri o bölgeye yoğunlaştı. Resmi ekipler yolda güvenlik önlemi alarak uzun namlulu silahlarla aracı beklerken, cinayet ekipleri de şahsın köy yollarına girme ihtimali üzerine arazide tarama yaptı. Şahsın Ankara istikametine geçişi olmayınca ara yollarda yoğunlaşan Cinayet Büro Amirliği ekipleri aracı Cumhuriyet Mahallesi şehir çıkışındaki arazide buldu. Polisi görünce kaçmak isteyen şahıs cinayet büro ekiplerinin etrafını sarması sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Hamza C. polis aracının kafesine bindirilirken, burada yapılan alkol muayenesinde 0.96 promil alkollü olduğu tespit edildi. Araçta arama yapan ekipler, suç aleti tabancayı da bularak muhafaza altına aldı. "Alenen vurdum. Pişman değilim, onur duyuyorum" Polis aracıyla sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne getirilen Hamza C. gazetecilerin sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının "Neden vurdunuz?" sorusuna, "Önüme geçmeye çalıştı. Benim önüme geçeni vururum. Ben muhtar Hamza. Önüme geçtiler, alenen vurdum. O yüzde vurdum. 2 kişiyi vurdum. Pişman olur muyum? Onur duyuyorum. Benim önüme geçmeyeceklerdi" dedi. Sağlık kontrolünün ardından polis aracına bindirilen şahıs, emniyete götürüldü. Emniyetteki işlemlerin ardından 1’i kadın 2 kişiyle birlikte bugün Aksaray Adliyesine çıkarılan şahıs buradan Niğde’nin Çiftlik ilçesi Adliyesine sevk edildi. Şahıs burada çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilirken yanındaki kadın ve erkek serbest bırakıldı.
Kocaeli Dilovası’ndaki patlamanın iddianamesi yeniden hazırlandı: Can pazarı yaşanırken sanıkların para transferini görüştükleri ortaya çıktı Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin kabul edilen yeni iddianamede, sanıkların olay sonrası dijital materyal incelemeleri yer aldı. HTS kayıtlarına göre olay günü ve sonrasında şüphelilerin yoğun telefon trafiğiyle para transferi ve çeklerin tahsili için talimatlar verdiği, "uzun süre haber alınamaması" durumunda ticari evrakın kime teslim edileceğini planladıkları ortaya çıktı. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından kabul edildi. Tutuklu şüpheliler İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal, Gökberk Güngör, Ali Osman Altay, Onay Yürüklü, Ünal Aslan, Güven Demirbaş ve tutuksuz sanık Ömer Akat ile soruşturma sürecinde cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Kurtuluş Oransal’ın da aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında dava açıldı. Patlamanın nedeni statik elektrik ve temas arızası İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, patlamanın üretim sırasında etil alkol aktarımı esnasında oluşan statik elektrik boşalması ve ekipmanlardaki elektriksel temas arızasından kaynaklandığı belirtildi. Ex-proof (patlamaya karşı korumalı) ekipman, topraklama ve havalandırma sistemlerinin bulunmamasının alevlerin kısa sürede yayılmasında etkili olduğu vurgulanan raporda, iş yerinde yangın merdiveni, otomatik söndürme sistemi, alarm ve diğer güvenlik önlemlerinin olmadığı kaydedildi. Raporda binanın yapı kullanım izin belgesi olmadan imalathane olarak kullanıldığına, iş güvenliği ve itfaiye uygunluk onayının alınmadığına dikkat çekildi. Bilirkişi heyeti, yangının sabotaj veya kasıtlı bir eylem sonucu değil, teknik yetersizlik ve ihmaller zincirinden kaynaklanan "öngörülebilir ve önlenebilir bir endüstriyel kaza" olduğu kanaatine vardı. Kusur durumları belirlendi Bilirkişi raporuna göre, işletmeci Ravive Kozmetik yönetimi ile İsmail Oransal, Altay Ali Oransal ve soruşturma sürecinde vefat eden Kurtuluş Oransal "asli ağır kusurlu" bulundu. Binayı kiraya veren eski mal sahibi Güven Demirbaş "tali ağır kusurlu", yeni malik Özzade Yapı İnşaat Ltd. Şti. "tali orta kusurlu", iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren OSGB firması ve yetkilileri "tali ağır kusurlu", iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi ise "tali kusurlu" olarak değerlendirildi. Dilovası Belediyesi’nin denetim gecikmesi nedeniyle "sınırlı idari kusurlu", SEDAŞ’ın ise elektrik kullanımını yeterince denetlememesi sebebiyle "sınırlı teknik kusurlu" olduğu raporda yer aldı. Çalışanlara ise eksik güvenlik şartlarında görev yaptıkları için kusur atfedilmedi. Soruşturma kapsamında yangının çıktığı imalathanenin altındaki depo niteliğindeki yapının geçmişte "imar kirliliğine neden olma" suçundan yargılamaya konu olduğu ortaya çıktı. İddianamede, bina sahibi Güven Demirbaş hakkında açılan davada belediye denetiminde binanın üzerine izinsiz kolonlar dikildiği ve duvar örüldüğü gerekçesiyle "mahkumiyet" kararı verildiği, yapının mühürlendiği ve Demirbaş’ın ertelenmiş 10 ay hapis cezası aldığı bilgisi yer aldı. Ayrıca belediye encümeni tarafından kaçak yapının yasal hale getirilmemesi nedeniyle yıkım kararı alındığının tespit edildiği kaydedildi. Patlamanın yaşandığı binanın kira sözleşmesinde yapının "sağlam ve kullanıma elverişli" gösterildiği, sözleşmede İsmail Oransal’ın kefil olarak imzasının bulunduğu belirtildi. Kaçak yapı geçmişi İddianamede, yangının çıktığı imalathanenin altındaki depo niteliğindeki yapı hakkında daha önce "imar kirliliğine neden olma" suçundan yargılama yapıldığı ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında incelenen mahkeme dosyasına göre depo ile ilgili olarak Güven Demirbaş hakkında açılan davada mahkumiyet kararı verildi. Belediye denetiminde binanın üzerine izinsiz kolonlar dikildiği ve duvar örüldüğü tespit edilerek yapı mühürlendi ve savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Açılan davada Demirbaş’a ertelenmiş 10 ay hapis cezası verildiği ve kararın kesinleştiği iddianamede aktarıldı. Ayrıca belediye encümeni tarafından kaçak yapının verilen süre içinde yasal hale getirilmemesi nedeniyle yıkım kararı alındığı, yıkımın diğer yapılarla birlikte ihale yoluyla gerçekleştirileceğinin belirlendiği bildirildi. Olay günü ve sonrasında yoğun iletişim İddianamede, şüphelilerden Onay Yürüklü’nün ifadesine dayanılarak, Ali Osman Akat’ın, yeğenleri İsmail ve Altay Ali Oransal’ın saklanmasını sağladığı belirtildi. Şüphelilerin Tekirdağ’da bir evde barındırıldığı, haberleşme ve ihtiyaçlarının karşılandığı iddia edilen dosyada, Ali Osman Akat, Ömer Akat, Onay Yürüklü ve Abdurrahman Bayat hakkında "suçluyu kayırma" suçundan cezalandırma talep edildi. HTS kayıtları ve dijital materyal incelemelerinde olay günü ve sonrasında şüphelilerin yoğun iletişimde olduğu, para transferleri ve çeklerin tahsiline ilişkin talimatlar içerdiği belirlenen mesajlaşmalar da dosyaya girdi. "Parayı Aleyna’nın hesabına yatırın" İddianamede, sanıkların dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemelerin sonuçlarına da detaylıca yer verildi. Sanık Gökberk Güngör’ün telefonunda yapılan incelemede, yangının çıktığı 8 Kasım 2025 ve sonrasında diğer sanıklarla yoğun bir iletişim trafiği yürüttüğü belirlendi. Güngör’ün sanık Abdurrahman Bayat ile yaptığı WhatsApp yazışmalarında, sanık İsmail Oransal tarafından hazırlandığı değerlendirilen bir talimat dosyası tespit edildi. Söz konusu dosyada dizüstü bilgisayarların güvenli bir yere gönderilmesi, gelecek paraların sanık Aleyna Oransal’ın hesabına yatırılması, çeklerin tahsil edilmesi ve sanıkların cep telefonlarının emanete bırakılması gibi ifadeler yer aldı. Ayrıca talimatlarda şüphelilerden "15-20 gün haber alınamaması" durumunda eldeki çeklerin "Çetin" isimli şahsa teslim edilmesinin istendiği bilgisi de dosyaya girdi. İmalatın detayları mesajlarda Öte yandan soruşturma sürecinde hayatını kaybeden Kurtuluş Oransal ile çalışanların telefonlarında yapılan incelemelerde, imalathanedeki iş akışına dair veriler bulundu. Gökberk Güngör ile Kurtuluş Oransal arasında 20 Ocak 2024 tarihli yazışmada dolum işleminin makineye gerek duyulmadan yapılacağına dair ifadeler yer alırken, diğer mesajlarda denetim süreçleri ve uygun iş kıyafetleriyle ilgili konuşmaların bulunduğu tespit edildi. "Elektrik tesisatını hediye olarak yaptım" İddianamede ifadesine yer verilen elektrikçi Ali Ç., iş yerinin elektrik tesisatını herhangi bir proje olmadan Kurtuluş Oransal’ın tarifi üzerine yaptığını söyledi. Fatura kesmediğini ve ücret almadığını belirten Ali Ç., "Kurtuluş Oransal’ın daha önce de işini yapmıştım. Yeni iş yerine taşınması nedeniyle hediye olarak yaptım. Çektiğim pano ve hattın projesi yoktu. Ne dediyse onu yaptım" şeklinde konuştu. Ali Ç., makine bağlantılarını kendisinin yapmadığını, sadece makinelerin geleceği yere kadar ek hat çektiğini savundu. Ticari ilişkiler mercek altında İddianamede, LYKKE Kozmetik ve Ravive Kozmetik arasında ticari ilişki tespit edildiği, 2023 yılında LYKKE Kozmetik’in diğer firmadan 262 bin lira tutarında mal alımı yaptığı, Altay Ali Oransal’ın her iki şirkette de ortak ve yönetici sıfatıyla bulunduğu bilgisine yer verildi.