SPOR - 03 Şubat 2026 Salı 12:55

Recep Durul: "Skriniar ülkeden deport edilmeli"

A
A
A
Recep Durul: "Skriniar ülkeden deport edilmeli"

Kocaelispor Başkanı Recep Durul, Fenerbahçe’nin attığı golün ardından sarı-lacivertli futbolcu Milan Skriniar’ın tribünlere karşı yaptığı harekete tepki göstererek, "Skriniar’ın lisansı iptal edilmeli ve ülkeden deport edilmelidir. Hakemin de ondan farkı yok. O da futboldan men edilmeli. Yine hakkımız çalındı. Kayırmacılık bitmeyecekse 2-3 takım oynasın, biz izleyelim. Diğer takımlara ne gerek var" dedi.

Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Kocaelispor, sahasında Fenerbahçe’ye 2-0 mağlup oldu. Sarı-lacivertlilerin golünün ardından Milan Skriniar’ın tribünlere dönerek erkeklik organını gösterip yaptığı harekete tepkiler büyüyor. Kocaelispor Kulübü, Skriniar için Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) herhangi bir sevk olup olmayacağını bekleyecek ve ardından hazırladıkları dosyayla suç duyurusunda bulunacak. Konuyla ilgili olarak İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulunan Kocaelispor Kulüp Başkanı Recep Durul, sert ifadeler kullandı.

"Skriniar’ın lisansı feshedilmeli ve ülkeden gönderilmeli"

Başkan Recep Durul; Türkiye Futbol Federasyonu’na, Fenerbahçe Kulüp Başkanı Sadettin Saran’a ve Kocaeli’de işletmesi olan sarı-lacivertli isimlere seslendi ve Skriniar’ın lisansının feshedilip, ülkeden deport edilmesini istedi. Çirkin harekete ve hakem yönetimine adeta ateş püsküren Durul, "Kulüp olarak Milan Skriniar’ın yaptığı çirkin hareketin TFF tarafından cezalandırılmasını, sözleşmesinin feshedilmesini ve hatta ülkeden deport edilmesini istiyoruz. Bunun için gereken başvuruyu da yapacağız" cümlelerine yer verdi.

Recep Durul:

"Sindirmek mümkün değil, müsaade edemeyiz"

Ülke olarak hassasiyetlerin yüksek olduğunun altını çizen Başkan Durul, "Mübarek kandil gününde yabancı bir futbolcu tarafından yapılan bu çirkin hareketi sindirmek mümkün değildir. Son derece yakışıksızdır. Buna kulüpler de müsaade etmemelidir, federasyon da. En ağır şekilde cezalandırmalıdır. Aksi halde nepotizm açık açık yapılıyor demektir. Müslüman bir toplumuz ve Türk toplumu bunu kaldırmaz. Buna müsaade edemeyiz. Bu tür şeyler infial oluşturuyor. Başka kulüplerin oyuncuları da böyle şeyler yaptı ve cezaları kesildi. Çok çirkin hareketti, bir an önce cezalandırılması lazım. Hangi futbolcu olursa olsun, adına sanına bakılmamalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

"Yine hakkımız çalındı"

Hakemlerin camialara göre düdük çaldığının altını çizen Kocaelispor Başkanı Recep Durul, "Düdükler camiaya göre çalıyor. Bahis ve şike operasyonları yapılıyor. Ama operasyon asıl forma renklerine göre düdük çalınmasına yapılmalı. Yine hakkımız çalındı. Hakemin görmezden gelmesi, VAR hakeminin duyarsızlığı, verilmeyen kırmızı ve sarı kartlar.. Kocaelispor olarak hakkımızı sonuna kadar arayacak ve bunun hesabını camia olarak er ya da geç soracağız. Hem puanımız çalındı, hem de kırmızı kartlar verilmedi. Düdükler adalet için, şeffaflık için çalınmalı. Bu ülkede kronizmi (kayırmacılık) tetikleyen yapı var" şeklinde konuştu.

Recep Durul:

"Kayırmacılık bitmeyecekse 2-3 takım oynasın, biz izleyelim"

TFF’nin kayırmacılığa el atmasının elzem olduğunu belirten Durul, aksi durumda 2-3 takım dışındaki takımlara gerek olmadığını dile getirerek, hakem kararlarına olan tepkisini aktardı. Recep Durul, "Nepotizm ve kronizm konusuna federasyon acilen el atmalı. Yoksa diğer takımlara gerek yok. Çıksın 2-3 takım oynasın, biz de izleyelim. Hiç bu kadar emek harcamayalım, sıkıntı çekmeyelim. Gerçekten bu kadar kolay mı? Hakem resmen kurulmuş da gelmiş. Pozisyonları kesiyor, yumruk atılıyor kart göstermiyor, VAR’a gidilmiyor.. O zaman biz niye futbol oynuyoruz" diye konuştu.

"Hakem de, Skriniar da men edilmeli"

"Milan Skriniar’ın hareketiyle, hakemin maçta sergilediği durum arasında fark yok" diye Körfez ekibinin başkanı, şöyle devam etti:

"İkisi de futboldan men edilmelidir. Şehirde herkes ayaklanmış durumda. Facia bu. Herkes sessiz kalmış olabilir ama biz Kocaelispor olarak susmayacağız, sessiz kalmayacağız. Sezon başından bu yana 18 puanımız gitti. Dünkü maçta yaşananlara, bize ve camiamıza yaşatılanlara çok kızgın ve gerginiz. Sabırsızlıkla bu konunun çözülmesini istiyoruz. Federasyon bir an önce tedbir almalı."

"Ayrım kalkmadıkça şike operasyonları anlamsız"

Hakem kararları üzerinden Süper Lig’de yapılan takım ayrımlarına ayrı parantez açan Recep Durul, bahis operasyonlarının anlam kazanması için ayrımcılığın son bulması gerektiğinin altını çizdi. Kocaelispor Kulüp Başkanı Recep Durul, "Anadolu takımı, İstanbul takımı ayrımı yapılıyor, yapılmamalı. Hepsi Süper Lig takımı. Sahada şeffaflık sağlanmadıkça, kulüp ayrımı ortadan kalkmadıkça şike veya bahis operasyonlarının yapılması anlamsız. Kulüplere saygı, renklerine göre olmaz. Hepsine saygı duyulmalı. Düdükler takıma göre çalınmaz. Sahaya neden çıkıyorsun? Hakem dediğin iki takımın da hakkını korumalı, iki tarafa da güven vermeli. Dengeyi sağlamalı. Haksızlığı ortadan kaldırması gereken hakemdir. Şeffaflığı temsil eder. Futbolda adalet neden sağlanmıyor? Neden bunlardan temizlenmiyor?" ifadelerini kullandı.

"Büyük takıma göre düdük çalınmaz"

Büyük takımlara yönelik ayrımcılığa farklı bir bakış açısıyla baktığında dikkat çeken Durul, "Bir takımın büyüklüğü ortaya koyduğu adaletle ölçülür. Büyükse adaletini göstersin, göstermeli de. Futbolcusu topluma böyle çirkin hareketler yapıyorsa büyük kulüpler gerekeni yapmalı. Hakemler hak yediğinde çıkıp bunu yüreklilikle açıklamalı. Öte yandan küçük-büyük takım diye bir ayrım olmaz. Güçlü ve nispeten zayıf takım vardır. Büyük takıma göre düdük çalınmaz" dedi.

"Bazı takımlar yukarı itiliyor, bazıları da aşağı çekiliyor"

Yayıncı kuruluş ve spor yorumcularına da seslenen Başkan Durul, "Yayıncı kuruluşun takımların yarıştan kopmaması için gerekeni yapmasını da görüyoruz. Yazık günah değil mi? Böyle kurgu olur mu? Bazı yorumcular da takım taraftarı. Tuttuğu takıma göre yorum yapıyor ve kamuoyunu, camiaları etkiliyor. 2-3 takım için böyle otokratik yapı olur mu? Bazı takımlar yarışta kalsın diye yukarı itiliyor, bazıları da aşağı çekiliyor" diye konuştu.

Fenerbahçeli yöneticilere seslendi

Son olarak Kocaeli’de yatırımları olan Fenerbahçeli iş insanlarına, eski ve yeni yöneticilere çağrı yapan Durul, "Ali Koç, Hakan Safi ve tüm Fenerbahçe yönetimindekiler ile federasyona bir kez daha seslenmek istiyorum. Talebimiz net; Skriniar’ın lisansını iptal edin ve ülkeden deport edin. Yoksa bu iş çok daha farklı yerlere gider. Bunu sindiremiyoruz. Bunun altından kalkılması zor" şeklinde konuştu.

Gönül Efe

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında tutuksuz sanıklar savunmalarını yapıyor Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 200 sanığın yargılandığı davada tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına başlandı. Sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ozan İş, "Aktaş beni ölümle tehdit etti. Ben bu tehditlere boyun eğmediğim için iftiralara uğradım" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin soruşturmada tutuklanan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar görevlerinden uzaklaştırılırken, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar tahliye edilmiş, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere de tahliye edilip görevine iade edilmişti. Belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanık, 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Yargılamanın 3’üncü haftasında Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü’nde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına başlandı. Duruşmada Zeydan Kararlar’ın talimatıyla Seyhan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Özcan Zenger’e para teslim ettiği öne sürülen tutuksuz sanık Tekin Sönmez, suçlamaları kabul etmeyerek, "Özcan Zenger’den parayı Güngören civarında alırdım. Rüşvete aracılık suçunu kabul etmiyorum. Ben tanık olarak ifade verdim. Para, hakediş ödemesi olarak alındı, rüşvet gibi bir durum olmadı" dedi. Çapraz sorguya alınan Sönmez, Zeydan Karalar’ın Seyhan Belediye Başkanı olduğu dönemde temizlik işleri ihalesini alan Baki Nugay ile aynı gün Çağlayan Adliyesi’nde ifade verme nedeninin sorulması üzerine, "Adliye henüz açılmadan kendi rızamla ifade verdim. Baki Nugay’ın o gün ifade vereceğinden haberim yoktu" dedi. "Aktaş beni ölümle tehdit etti, ben bu tehditlere boyun eğmediğim için iftiralara uğradım" Beşiktaş Belediyesi’nin mülkiyetindeki Özel Etiler Hastanesi’ni Aziz İhsan Aktaş’a değerinin 180 milyon lira altında sattığı iddia edilen tutuksuz sanık Ozan İş ise, "Hastane sürecinin satış talimatlarını veren kişi Rıza Akpolat’tır. Bu durumu Yönetim Kurulu Başkanı Önder Gedik bilmektedir. Hiç kimse baskı ile 460 milyon lira yatırım yapmaz. Benim baskı yaptığım iddiası tamamen yalandır. Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz yalan söylemektedir. Nedense hep kendisine baskı yapılıyor ama nedense kendisi belediyeden uzaklaşmak yerine belediyede ihale alıyor. Satış süreçlerini yöneten kişi ben değilim. İhale surecini Ali Rıza Yılmaz ve Mustafa Mutlu yönetmiştir. Evraklar, Mustafa Mutlu tarafından hazırlanmıştır. Ali Rıza Yılmaz, suçu benim üzerime atarak çelişkili ifadeler vermektedir. Benim Mustafa Yılmaz ile aramadaki iletişimden ötürü, Ali Rıza Yılmaz ve Rıza Akpolat ile çok kez tartışma yaşıyordum. Aktaş’ın aldığı mal ve hizmetlerde fatura kesilmedi. Aziz İhsan Aktaş ile olan mesajlarımı mahkemeye sunacağım. Aziz İhsan Aktaş beni rahatsız etmektedir. Aktaş, rüşvet verdiğini iddia ettiği tarihte aramızdaki telefon aramalarının cevapsız çağrı olarak kayıtlarda olduğu görülecektir. Aramalara dönüş olmadan nasıl rüşvet işlemi olabilir? Aktaş beni ölümle tehdit etti. Ben bu tehditlere boyun eğmediğim için iftiralara uğradım. Benim baskı ile ifade verdiğimi söylüyor bazı sanıklar. Rıza Akpolat’ın avukatları bana baskı kurmaya çalıştı. Kontrollü bir şekilde konuşmam gerektiği, bu talimatın Akpolat’tan geldiği söylendi. Bu olay Vatan Emniyet’te oldu" diye konuştu. Duruşma yarın devam edecek Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Rıza Akpolat, Ozan İş’e, "Ozan İş, Beşiktaş Belediyesine İSKİ’den geldiğini ifade etti. Beşiktaş Belediyesine gelmesinde lise arkadaşım olmasının etkisi var mıdır? Ayrıca Ozan İş’in AK Parti üyesi olduğu için işe alınamayacağını bana söyledi mi? Bu kadar yolsuzluktan bahsettiği bir belediyede neden hala çalışmak istedi?" şeklinde sorular yöneltti. Sorular üzerine Ozan İş, "Rıza Akpolat ile aramızda böyle bir konuşma hiç geçmedi" dedi. Duruşma, diğer tutuksuz sanıkların savunmaları alınmak üzere yarına ertelendi.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Artık borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir. Bu vatandaşımızın, iş dünyasının beklentisidir" dedi. CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu Toplantısı, Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının ardından basın mensuplarına açıklama yapan Özel, "Avrupa Birliği’nin Kanada, Güney Kore, Hindistan başta olmak üzere yaptığı yeni serbest ticaret anlaşmaları tek taraflı olarak ülkemizi etkileyecektir. Bizim üreticimiz ürününü ihraç ederken gümrük vergisine tabi olmaktadır. Ama yeni anlaşmaların ardından aynı ülkelerin Türkiye’ye vergisiz ürün satabilmesinin önü açılmaktadır. Yerli üreticiyi korumayan Gümrük Birliği Anlaşması mutlaka değişmeli, hızla revize edilmelidir. Biz iktidarımızda Gümrük Birliği Anlaşması’nın kapsamlı bir şekilde güncellenmesini hedefliyoruz. Anlaşmanın tek taraflı yapısını değiştireceğiz. Karar alma süreçlerine mutlaka Türkiye’yi dahil edeceğiz. Gümrük Birliği’nin Türkiye’de oluşturduğu sıkıntıların nihai çözümü ise Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olmasından geçmektedir. Biz kararlı politikalarımızla ve partimizin uluslararası alanda gördüğü büyük destekle Avrupa Birliği’ne tam üyelik müzakerelerini en kısa zamanda başarıya ulaştıracağız" ifadelerini kullandı. "Borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir" Vatandaşların ve işletmelerin devlete yönelik borçları için kapsamlı bir yapılandırma yapılması gerektiğini belirten Özel, "Ayakta kalmak için zorlanan işletmeler ve borçlu vatandaşlar yüksek faiz ile ayrıca mücadele etmek zorundadırlar. Biz iktidarımızda bu tefeci faiz anlayışına son vereceğiz. Artık borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir. Bu vatandaşımızın, iş dünyasının beklentisidir. Vatandaşlarımız ve işletmelerimizin devlete yönelik borçları için kapsamlı bir yapılandırma çalışmasını hayata geçireceğiz. Bunun için arkadaşlarımız detaylı olarak çalışıyorlar. Elbette borcunu düzenli ödeyen mükellefler için ödüllendirici destekler sunacağız ve onları ayrı tutacağız. Böylece önce zor durumdaki işletmelerin nefes almasını sağlayacağız. Ardından ise adil, rekabet şartlarını oluşturacağız. Bununla birlikte istihdamı da önce korumuş, sonra artırmış olacağız" açıklamalarında bulundu.
Kocaeli Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor Kocaeli’de yaşayan 63 yaşındaki ud yapım ustası Burhan Çeşni, askerlik dönüşü tesadüfen başladığı meslekte 42 yılı geride bıraktı. Kuveyt’te geçirdiği 12 yılda Arap udları üzerine uzmanlaşan Çeşni, kişiye özel enstrümanlar üretiyor. Askerlik dönüşü tesadüfen tanıştığı ud yapımında 42 yılı geride bırakan Burhan Çeşni, ağaca şekil vererek, notalara can veriyor. Meslek hayatına 1984 yılında adım atan ve 12 yılını Kuveyt’te geçirerek Arap udunun inceliklerine hakim olan 63 yaşındaki Çeşni, seri üretimi reddediyor. Her enstrümanı sanatçının fiziksel özelliklerine, parmak yapısına ve aradığı tınıya göre terzi titizliğiyle işleyen Çeşni, atölyesinden çıkan udların sadece bir müzik aleti değil, sanatçının sesi ve karakteri olduğunu savunuyor. Piyasadaki "öğrenci udu" algısına karşı çıkarak kalitenin önemini vurgulayan ve Türkiye’yi uluslararası alanda temsil eden sayılı ustalardan biri haline gelen Çeşni’nin udları yaklaşık 50 ülkede rağbet görüyor. "O gün bu gündür bu işin içindeyim" Mesleğe başlama hikayesini anlatan Burhan Çeşni, "Askerden geldikten sonra iş aramaya başladım. Abim sanat okulu, ben lise mezunuydum. Gazetede müzik aletleriyle ilgili bir iş ilanı vardı. Abimi çağırdılar ama ben de gittim. Ortam hoşuma gitti, aletler hoşuma gitti, sesler hoşuma gitti. O gün bu gündür bu işin içindeyim. 1984’te başladım. 42 yıldır bu mesleği yapıyorum. Birdenbire usta olunmaz. Yanlış yapmadan usta olunmaz. Yanlış yaparsın, bozarsın, tekrar yaparsın. O yanlışları düzelte düzelte insan ustalaşıyor" dedi. "Şu an çok şükür zirvedeyiz" 1989 yılında gittiği Kuveyt’te 12 yıl kalarak Arap udları üzerine uzmanlaştığını belirten Çeşni, "Arap udu Türk uduna göre çok farklıdır. Hacmi farklıdır, boyu farklıdır, şekli farklıdır, sesi farklıdır. Yani her bakımdan ayrı bir dünyadır. Başta tam hakim değildik ama seneler geçtikçe, tecrübe kazandıkça, yavaş yavaş ustalaştık. Şu an çok şükür zirvedeyiz" diye konuştu. Çeşni, özellikle Arap udunun tekne kısmının büyük ustalık istediğini ifade ederek, "El işçiliği olarak en zor bölüm Arap kalıbıdır. Türk kalıbı daha kolaydır, bir haftada öğrenilebilir ama Arap kalıbı çok zordur. Özellikle tekne aşaması, yani arka tarafının o tombul yapısını vermek en zor iştir. Kapak kısmı da önemlidir. Kimisi sade ister, kimisi sedef ister, kimisi işlemeli ister. Ağaçların da mutlaka iyi kurumuş olması gerekir" şeklinde konuştu. "Kişinin fiziğine göre 11 ayrı kalıp kullanıyoruz" Çeşni, udun sanatçının bir parçası olması gerektiğini, bu nedenle kişiye özel üretim yaptıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Biz seri imalata girmiyoruz. Kişiye göre ud yapıyoruz. 11 tane ayrı kalıbım var. Minyon yapılı insanlar var, uzun boylu olan var, kilolu olan var. Hepsi için ayrı ayrı ud yapıyoruz. Kadınlar için de ayrıca kalıp yaptım. Bayanların rahat kavrayabilmesi için kalıplar farklı oluyor. Ayda bazen 50 ud yapıyoruz, bazen 60, bazen 70. Bu tamamen talebe göre değişiyor. Sanatçı udunu eline aldığı zaman rahat etmek ister. Kavraması önemli, icrası önemli, tınısı önemli. Kimisi Davudi tını ister, kimisi Arap tınısı ister. Biz de ona göre ayar yapıyoruz. Arka tarafın biraz basık olması, alt kısmın kavisli olması rahatlık sağlar. Bunlar icrayı birebir etkiler." "Öğrenci udu diye bir şey yoktur" Piyasada "öğrenci udu" adı altında satılan kalitesiz enstrümanlara karşı vatandaşları uyaran Çeşni, "Öğrenci udu diye bir şey yoktur. Kaliteli ud vardır, kalitesiz ud vardır. Öğrenci bile kaliteli ud ile başlamalı. Marketlerde satılan udları görüyorum. Ses yok, burgular tutmuyor. Kişi daha baştan müzikten soğuyor, icrayı bırakıyor. O yüzden mutlaka ustasından alsınlar, ustasıyla muhatap olsunlar" ifadelerini kullandı. Genç ustalara da tavsiyelerde bulunan Çeşni, mesleğin sadece parçaları birleştirmek olmadığını belirterek, "Bu işi yapmak isteyen kişi udu A’dan Z’ye kendi yapmalı. Teknesini de kapağını da kendi işlemeli. Montajcılıkla bu iş olmaz, bu meslek el emeği göz nurudur. Toz yutarız, ter dökeriz, stres yaşarız ama udu bitirip bir sanatçı çaldığında bütün yorgunluk gider. Ben Türkiye’yi dünyada en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum" dedi.